Güçlü olmak bir partinin iktidar olma hedefine yakınlığıyla ölçülür.
Bu nedenle partilerin sürekli büyümeye ve üyelerini disiplin altında tutmaya, üye olmayanları ise kendisine bağlamaya gereksinmeleri vardır.
Batı Demokrasilerinde siyasal partiler, geçen yüzyılın başına kadar örgüt olarak çok dağınık, başıbozuk bir yapıya sahiptiler.
Parlamentolardaki temsilcilerini bile denetlemekten acizdiler.
Demokrasinin beşiği sayılan İngiltere'de, 19'uncu yüzyıl boyunca parlamentoda milletvekillerinin kendi liderlerine karşı oy kullanmaları bile olağandı.
Bertrand Russell "İktidar" adlı ünlü yapıtında bu nedenle patlak veren siyasal krizleri aşmak için Pitt, Walpole, North gibi parti liderlerinin kendi milletvekillerine para dahil çeşitli rüşvetler vermek zorunda kaldıklarını aktarıyor (Altın Kitaplar, s. 216).
Bu talihsiz deneyim yüzünden bugün özellikle İngiliz İşçi Partisi'nde milletvekilleri ve üyeler partilerine adeta yeminle bağlıdırlar.
Bu yemini bozmak genellikle bireysel politik yaşamın sona ermesi demektir.
İngiliz İşçi Partisi üyelerinden iki türlü bağlılık beklenir:
-Parti programına bağlılık,
-Lidere bağlılık...
Parti programı partinin en yetkili organlarınca belirlenen ortak çıkar ve amaçlar bütününü ifade eder.
Parlamentoda ve hükümet çalışmalarında parti programının uygulanıp uygulanmadığına karar vermek ise parti liderine bırakılmıştır.
Eğer parti lideri, parti programını belli bir konu için askıya almayı yeğliyorsa, üyeler de bunu parlamentoda oylarıyla desteklemek zorundadırlar.
Bu arada söz konusu programın özüne sadık kalındığı da sonuna kadar savunulmak durumundadır.
İngilizlerin yazılı anayasası olmadığı için önemli hukuksal açmazlara sürüklenildiğini söylemek kolay değildir.
Partilerin sürekli büyüme hedeflerine, parti ilkelerine ve programına bağlı kalmaları ancak çalışkan, inançlı ve partiyi büyüdüğü oranda sırtlayacak üyelerle mümkündür.
Sayısal üye fazlalığı bir partiyi güçlendirmez. Aksine, çok sayıda ama etkisiz üye partinin kalitesini ve iktidar yürüyüşünü olumsuz etkileyebilir.
Türkiye'de partilerin asıl ihtiyacı inançlı ve çalışkan üyelerdir. ünkü ülkenin idari, kültürel, toplumsal yapısı, uygulanan seçim sistemi ve coğrafyası parti üyelerinin niceliğinden çok niteliğini öne çıkarmıştır.
Partilerin il yönetimlerine üyelik için başvuranlar, "parti üyesi kartı"nı ceplerine koyunca görevin tamamlandığını sanırlar.
Oysa partilerin büyümesi tabanda, sokakta ve mahalle düzeyinde etkin çalışmalarla gerçekleşmelidir.
Gerçek büyüme, her mahallede inançlı, çalışkan partililerin oluşturacağı, örneğin on-on beş kişilik üye grubuyla sağlanır.
Bu üyeler kendi mahallelerinde, sokaklarında en az üç-beş yeni üyeyi partiye kazandırmaya çalışırsa büyüme çığ gibi yayılır. Böylece partinin iktidara yürüyüşü de hızlanır.
Bir partinin bünyesinde on kişilik bir üye grubu oluşturmak kolay değildir.
Sandık görevlisi bulmak, seçim günü boyunca sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar sandık başında kalacak inançlı ve uyanık üyeler yetiştirmek büyük emek ister.
Seçim dönemi dışında da yılmadan çalışan, kararlı, disiplinli ve birbirine güvenen kadrolar oluşturmak gerekiyor.

9