Aklımızdaki meret soru...

Tövbe. Ekonomist falan değil. Ama neticeten o da "tek adam".

Vekillikten merhabamız olan DEM Partililere, "usulünce" soruyoruz: "Sayın Öcalan'ın Cumhur İttifakı'na karşı tavrı ne olur"

DEM Partililerin parti disiplini ve ağızlarının sıkılığı da AKP'lilerden farklı değil.

Uğur Mumcu'nun "yöntemi"ne yönelmek tek çare: "En doğru yanıt çoğu kez, açık kaynaklardadır!"

Öcalan güncel siyasetin içinde değildi. Kaldı ki çoğu kez tecritte yaşadı. Ecevit'in ve Bahçeli'nin desteğiyle "ipten alındığı" da malum.

"Bir kez daha seçilme derdi" olmadığı için de fazla yön değiştirmek zorunda kalmamıştı.

Siyasal bilgiler fakültesi öğrenciliği sırasında Cebeci'deki "Babanın Kahvesi"nde dönemin moda iskambil oyunu "king attıranlar" arasında idi.

Marksist, Leninist kızamığını o dönemde çıkarmıştı. Mahir'lerle Deniz'lerle dirsek teması bile olmuştu. Sonra kendi yanlış yolunun taşlarını kendi döşeyerek "yoldan çıkmıştı".

Allah ve millet bağışlasın ister istemez dış güçlerin manyetik alanına girmişti.

Nihayet 16 Şubat 1999 günü İtalya, Yunanistan tarikiyle, ABD'nin bilgisi tahtında Kenya'da "paketlenip" Türkiye'ye teslim edilmişti.

Sonrası 7'den 77'ye her vatandaşın malumu.

Baas ve Hafız Esad'lı Suriye ile uzun kader birliği yıllarında, Beyrut Bekaa Vadisi'ni mekân tuttuğu dönemde, "inanç siyaseti"nin önemini İslamiyetin, mezheplerin kitleler üzerindeki etkisini görüp yaşadıktan ve İmralı havasının da etkisiyle 2014 yılı mayısında Diyarbakır'da bir "Demokratik İslam Kongresi" düzenlenmesini önermiş ve iktidarın da oluru ile İslam gölgesinde çözüm sürecine odaklanmıştı.

Hazırlayıp kongrede okuttuğu konuşması aslında geçen hafta İmralı'da "DEM Partili Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önderli TBMM heyeti" ile paylaştığı görüşlerin muhtemelen aynısı olduğunu varsaymamız yanlış olmaz:

"Biz Kurtleri demokratik bir unite haline getirmek istiyoruz. Turkiye anayasasında ve yasalarda bu olmadan barıs olmaz. AKP buna gerek yok diyor. Peki, biz nasıl yasayacagız Yirmi milyon insanın yasal ve anayasal ifadesi olmadan biz nasıl yasayacagız"

Öcalan bu konuşmasında "eylem planı" önermiş, aşamalarını da şöyle açıklamıştı:

1- Catısmasızlık ortamının saglanması.

2- Anayasal ve yasal surec ile Kurt reform tasarısı guncellestirilmelidir. Vatandaslık tanımı icin soyle oneriyorum: Anayasamız butun tarihsel kulturleri Turkiye'nin bir zenginligi olarak kabul eder, kendisini gelistirme, ozgurce ifade etme ve orgutleme hakkını tanır. Ispanya anayasasında da boyledir. Bu tanım vatandaslık sorununu da diger birtakım sorunları da cozer. AKP'ninki notr bir oneri de olabilir. Ancak benim sundugum gibi bir tanım bircok sorunu da cozer. Dil egitimini tartısmyorum bile. Yasama hakkı, ekonomik ozerkligi olacak. Yerel yonetimler ozerklik sartındaki cekinceler kaldırılacak.

3- Normallesme sureci. Kurt varlıgını inkâr etmek Turk varlıgını da inkâr etmektir. Kurt gider, Islam giderse Anadolu'da Turk de kalmaz. Butun bu unsurlar dıslanırsa bu lobiler, egemen gucler sizi de dıslar. Tum tarihsel kulturlere saygı, kendini ifade etme ve orgutlenme hakkının tanınması onemli. Boyle bir duzenleme durumu kurtarabilir. Bunun icine her sey girer. Anayasanın buna kapalı olmaması onemlidir. Saymaya gerek yok. Uc kelime yeter: Yurttaslık devlet bagıdır.