Kendimizi kandıralım!

Hadis üzerinden hayal kurmak güzeldir, peki din diliyle siyasi vaatler paketlemek demokrasiyi güçlendiriyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İslami bir hadis referansıyla başlayıp Türkiye'nin savunma teknolojileri, eğitim sistemi ve sosyal politikaları hakkında iyimser hayaller kurmaktadır. Bu iddiayı dile getirirken, umut besemenin dini bir yükümlülük olduğunu savunmakta ve âhir ömür ile gelecek hedefleri özdeşleştirmektedir. Ancak din retoriğiyle güncel siyasi talepleri birleştirmenin, eleştirel sorgulama yetisini zayıflatabilir mi?

Bir hadîs-i kudsîde Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ben, kulumun benim hakkımdaki zannı nasılsa öyleyim." Ben Allah'ın affediciliği husûsunda kendimi iknâ etmek isterim. Zannım böyle olunca Allah da günahlarımı affedecektir. Bu ne güzel hayâldir...

Hadîsi Nasıl Anlamalıyız

Hadîsimiz, özellikle âhir ömründe Allah'a karşı tam bir hüsnüzan ve O'nun rahmetine kavuşacağına dâir ümit beslemenin fazîlet ve faydasını gözler önüne sermektedir. Çünkü yüce yaratıcı, çok açık bir şekilde, "Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim, ona benden beklediği şekilde tecellî ederim" buyurmak sûretiyle herkesin, Allah'tan kendisi hakkında nasıl muâmele etmesini istiyorsa, Allah'ı öyle bulacağını hatırlatmaktadır.

Kul olarak bizler Allah'ı rahmetiyle de azâbıyla da anabiliriz. Bu konuda herhangi bir mâni yoktur. Ancak, Allah Teâlâ, kulu kendisini nasıl düşünüyor, ona nasıl muâmele edeceğini tasavvur ediyorsa, o kuluna öyle tecellî eder. Allah'tan hayır, rahmet ve lütuf göreceği umudunu taşıyan ve bu uğurda mümkün olduğunca kendi yükümlülüklerini yerine getiren kişi, Allah'ı beklediği gibi bulacaktır. Aksini bekleyen de öyle bulacaktır. O hâlde boş bir avunma, aldanma ve kuruntuya kapılmadan Rabbimiz hakkında güzel zanda bulunmak, rahmetiyle tecellî edeceğine inanmak gerekmektedir.

Zan, yerine göre tereddüt ve kararsızlık, yerine göre de kesin bilgi ve kanâat ifâde eder. Burada söz konusu olan, yakinî bilgi yani kesin kanâat anlamındaki zandır. Allah Teâlâ'nın kullarını yanıltmayacağı, ümitsiz bırakmayacağı gerçeği, O'na karşı beslenecek hüsnüzannın tam bir kanâat anlamına geldiğinin en açık delîli ve dayanağıdır.

"Ben, kulumun beni düşündüğü gibiyim" demek, ben kendisine benden beklediği şekilde muâmele ederim, demektir. Maksat insanı ümitli olmaya teşviktir. Yani burada zan, zayıf bir ihtimâli değil, tam bir güven beslemeyi ifâde etmektedir.

Allah hakkında beslenecek böylesine bir kanâat, kulun tevhîd inancınıiyice içine sindirdiği anlamına gelecektir. Bu durumdan sonra da kulun istekleri reddedilmeyip kabul edilecektir. Nitekim bir başka hadîs-i kudsîde, "Kulum, kendisini sorgulayacak ve günahları bağışlayacak bir Rabbi olduğuna kesin kanâat getirdiği, bu gerçeği bildiği zaman, ben onu bağışlarım" buyurulmaktadır.

Görüldüğü gibi müspet yönde zan sâhibi olmak, yâni "kendimizi kandırmak/iknâ etmek" kötü bir şey değildir. Öyleyse geliniz, biraz kendimizi kandıralım: Türkiye ASELSAN, ROKETSAN, BAYKAR ve TUSAŞ önderliğinde Bayraktar TB2/TB3/Akıncı SİHA'lar, KAAN Milli Muharip Uçak, Hürjet, Hürkuş, T129 Atak helikopteri, Altay tankı, MİLGEM gemileri ve Çelik Kubbe hava savunma sistemi gibi yerli/millî İHA/SİHA, hava, kara ve deniz platformları ile radar/elektronik harp sistemlerinde küresel bir güç hâline geldiği gibi...