Eğitimin bu fecî hâli hayâtın bütün alanlarına kirini yayıyor. Eğitim kötü olunca bir alanda iyi olma ihtimâli neredeyse ortadan kalkıyor. Çöküş ve çürüme her alanda görülüyor.
Âile bitme noktasına gelmiş. Gündüz kuşağı programlarını seyredenler Türkiye'de ahlâk ve âile diye bir şeyin kalmadığını düşünür. Bu programlar devâm ettikçe zâten dibe vurmuş ahlâksızlığı daha da yayıyor, normalleştiriyor. Bâzı kadın dernek ve vakıfları bizden görünüp bize vuruyor. Bunların verdiği zarar düşmanınkinden daha tesirli oluyor. 6284 sayılı -güyâ kadını koruma amaçlı- kânun bir kısım şuursuz kadın tarafından kocasını evden kovma yasası hâline getirilmiş. Hukuk "Kadının beyânı esastır." deyince erkekler resmen negatif ayrımcılığa tâbî tutulmuş. Süresiz nafaka erkekleri âile kurduğuna kuracağına pişman etmiş. Gençler hem ekonomik sıkıntılar sebebiyle hem de yukarıda bahsettiğimiz sebeplerle evlenmekten kaçar olmuş. Evlilik yaşı 40'lara yaklaşmış. Bu yaştan sonra çocuk sâhibi olmaktan da kaçınmışlar. Hem yaş geçmiş hem çocuk mesûliyeti taşıyacak inanç olmadığından. Nüfus artış hızı, nüfûsun yerinde saymasını bile sağlayamayacak kadar aşağılara düşmüş. Hükûmet kötü gidişâtı fark ederek önümüzdeki 10 yılı "Âile 10 Yılı" îlân etmiş. Ama âile bakanımızın konuşmalarına baktığınızda insanı ürpertecek kadar meselenin aslından haberi olmadığını görüyor, kahroluyorsunuz. Bir taraftan kadınlarımız doğurmuyor, bu gidişle 2050'yi göremeyiz diye feryat edeceksiniz, öbür taraftan kadınları çılgınca iş hayâtına iteceksiniz. En belirgin gösterge olarak da "TIR şoförü kadın" peşinde koşturuyorsunuz. TIR şoförü kadının aynı zamanda nüfus artıracak bir figür olamayacağını hiç düşünemiyor musunuz
Haberlerin ana mevzûu belediye başkanlarının gayr-ı ahlâkî ilişkileri olmuş. Hırsızlık, millet malını gaspetme, rüşvet.. almış başını gidiyor. Muhalefet de bir alternatif değil. Türkiye'de bu muhâlefet dâima millete muhâliftir zâten. Bütün bunlar da ahlâkî çürüme manzarasını kesifleştiriyor. Millet çürüyor.
Çıplaklık ideolojik bir duruş hâlini almış; sokaklar teşhir meydânı gibi. Kendisi tesettürlü olmayan bazı ünlüler bile "Bu açıklık değil, düpedüz çıplaklık" diyerek vaziyete isyân ediyor.
Ahlâkî çöküşün tek ilâcı İslâm iken İslâm düşmanlığı da almış başını gidiyor. Bir kadın öğretmenin videosu çok çarpıcıydı. "Ben Atatürkçüyüm" diyen bu hanımın çıldırmış gibi "Ben din istemiyorum!" deyişini gören "Ne olmuş bu millete" demekten kendini alamaz. Sosyal medya İslâm düşmanı fenomenlerle ağzına kadar dolu.

35