3 Kasım 2026, Prof. Fişek'in 36. ölüm yılı. Büyük bilim ve eylem insanını anarken başarılarını sıralamak yetmez. Adandığı sağlık düzeninin neden gerilediği, sağlık hakkının neden piyasaya teslim edildiği sorgulanmalı.
Fişek, sağlık hizmetini insan hakkı olarak gördü. Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun'un mimarıydı (1961). Yasa, sağlık hizmetini sosyal adaletin gereği görüyordu. 27 Mayıs Devriminin armağanıydı. Sağlık ocakları, köy ebeleri, takım hizmeti, koruyucu hekimlik ve sağlık yönetimine katılım temel bileşenlerdi. Amaç salt hasta sağaltmak (tedavi) değil; hastalık oluşmadan önce kişiyi-toplumu korumak, sağlık hizmetini her yere ulaştırmak ve eşitsizlikleri azaltmaktı.
Bu, Cumhuriyetin kamucu sağlık anlayışının sosyal devlet ve insan hakları temeliydi. Atatürk döneminde Dr. Saydam'ın koruma öncelikli politikası, 1961'in sosyal devlet yaklaşımıyla buluşuyordu. Fişek'in sosyalleştirme yasası, 1978 Alma-Ata Bildirgesiyle dünya ölçeğinde benimsenen temel sağlık hizmetleri ile örtüşüyordu. Ancak bu sağlık devrimi yaygınlaştırılamadı. Yetersiz yatırım, siyasal tercihler, sağlık insangücü sorunu, uygulama engelleri sosyalleştirme modelinin yerleşmesini ketledi.
2003'te Dünya Bankası (DB) dayatmasıyla başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı ise sistemi piyasacı kıldı.
Genel sağlık sigortası (GSS), aile hekimliği, performansa dayalı ödeme, hastanelerin işletmeleşmesi ve özel sağlık sektörü teşviki, dönüşümün temeli. DB'nin, programının finansmanına ve "reform" sürecine desteği belgelidir. Bu dönüşüm, 1980 sonrası dünyaya dayatılan neoliberal ideolojinin Türkiye'ye yansımasıdır.
Sağlık hizmetine erişim arttı, sağlık güvencesi genişledi, aile hekimliği ülkeye yayıldı. Ancak asıl soru şu:
Sağlık hizmetine daha çok başvurabilme, sağlık hakkının gerçekleştiği anlamına gelir mi
Kışkırtılmış istem ve tüketimle homo economicus çelişmesi
2024'te sağlık giderimiz 2.36 trilyon TL oldu; yüzde 76'sı kamu, yüzde 24'ü cepten ödeme (442 milyar TL).
Kamunun ağırlıklı olması, sektörün kamucu olduğu anlamına gelmiyor. Sağlık hizmeti sunumu, ağır çalışma koşulları, performans baskısı, koruyucu hizmetlerin önceliği ve yurttaşın finansal yükü ayrıca irdelenmeli. Sektörün temel açmazlarından biri, hekime başvurunun anormal artmasına karşın; koruyucu hekimlik, toplum temelli sağlık örgütlenmesi ve sağlıkta eşitsizlikleri azaltma hedefinin yakalanamaması.
Onun gerçek kalıtı, sağlık hizmetinin insan hakkı oluşu; devletin bunu sağlama yükümü, toplum sağlığının piyasadan çok önce geldiğidir.

11