Anti-Almanlar

Anti-Deutsch — Türkçesiyle "Alman Karşıtları" — kendi ülkesinin tasfiyesini savunan, İsrail devletine şartsız destek veren ve Filistin dayanışmasını antisemitizm olarak tanımlayan bir radikal sol siyasî hareket.

İlk duyulduğunda marjinal bir aşırılık izlenimi verse de hareket bugün Almanya'nın resmî Filistin politikasını, Müslüman göçmenlere yönelik devlet söylemini ve Alman solunun ideolojik dönüşümünü doğrudan etkileyen bir konumda.

Holokost sonrası Alman solunun bir kısmı, Nazizmi Alman kimliğinin özünde yatan bir hastalık olarak içselleştirdi. Anti-Deutsch hareketi bu okumayı uç noktasına taşıdı: Eğer Holokost Alman olmaktan kaynaklanıyorsa, en tutarlı ahlâkî tutum Alman olmayı reddetmekti.

Buradan "Nie wieder Deutschland" — bir daha asla Almanya — sloganı doğdu.

İkinci Dünya savaşının fiilen bittiği Şubat 1945'te gerçekleşen, tek gecede on binlerce sivili öldüren ve bugün hâlâ savaş suçu tartışmalarının merkezinde duran Dresden bombalamasının yıl dönümlerinde Anti-Deutsch hareketinin "Bomber Harris, bir daha yap!" sloganı harekete özgü bir ritüele dönüştü. Almanya'ya duyulan bu köklü nefretin bir yansıması olarak hareket, Holokost'un mirasını da kendine özgü bir çerçeveye oturttu.

Hareket kendini şu mantık zinciri üzerine konumlandırdı: Holokost yaşandı çünkü Yahudîlerin güvenli bir yurdu yoktu. İsrail bu yurdun somutlaşmış hâlidir. Dolayısıyla İsrail'e yönelik her eleştiri, Yahudîleri yeniden savunmasız bırakmak anlamına gelir ve bu da antisemitizmdir.

2000'lerin başında, 11 Eylül saldırıları ve İkinci İntifada'nın ortaya çıkardığı atmosferde hareket köklü bir dönüşüm geçirdi. Alman milliyetçilerinden sonra yeni düşman Müslümanlardı.

Mantık şuydu: Filistin kimliğini savunmak antisemitizme zemin hazırlamaktır, Müslüman dünyası bu kimliği destekliyorsa İslâm modern antisemitizmin taşıyıcısıdır. Filistinli olmak, Filistinlilerle dayanışmak, hatta kefiye takmak bile Yahudî düşmanlığıdır.

Hareket Almanya'da bugün anketlerde en popüler parti olan aşırı sağ AfD'nin İslamofobik söylemlerini sahiplendi. Bu ve benzeri tutumlar, hareketin Alman solunun geri kalanıyla derin bir kopuş yaşamasına yol açtı.

Hareket, "İsrail devletinin varlığını güvence altına almak için uygun görülen her türlü tedbiri," bu çerçevede fizikî şiddeti, antifaşist bir sorumluluk olarak meşru görüyor. Ekim 2023'te Leipzig'de Filistin dayanışma etkinliklerine ev sahipliği yapan bir Müslüman dükkânın camları kırıldı, içine domuz yağı atıldı. Saldırı, Anti-Deutsch çevrelerine yakın bir dilde kaleme alınan anonim bir metinle sahiplenildi. Temmuz 2024'te ise Halle'deki Güzel Sanatlar Okulu'nun yıllık sergisinde kefiye takan Tunuslu bir genç, Anti-Deutsch çevresiyle bağlantılı olduğu tanık ifadeleriyle aktarılan bir kişi tarafından arkadan yaklaşılarak yumruklandı ve hastanelik edildi. Saldırganı yere yatırıp etkisiz hale getiren kişi ihbar edildi; her ikisi hakkında soruşturma açıldı. Devlet destekli antisemitizm izleme kuruluşları başta olmak üzere çeşitli sivil toplum grupları ve medya organları saldırıyı "İsrail savunucusuna yönelik antisemit saldırı" olarak belgeleyip kamuoyuna duyurdu. Kefiye takan ve hastanelik olan genç ise bu anlatıda görünmez kılındı.