Hz. Eyyub (as), yara bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın büyük mükâfâtını düşünerek, mükemmel bir sabırla tahammül edip kaldı.
Bu durum Hz. Eyyub'u incitiyor ve ızdırap içinde bırakıyordu. Fakat o halinden dışa karşı en küçük bir şikâyette bulunmuyordu. Allah'ın rızasını hatırına getiriyor, sabır ve tahammül için kendinde her an taze bir kuvvet buluyordu. (Lem'alar, s. 20.) Eyyub (as) adeta Aziz Mahmud Hüdayî'nin şu mısralarını haykırıyordu:
Hoştur bana Sen'den gelen,
Ya gonca gül, yahut diken,
Ya hil'atü yahut kefen,
Narın da hoş, nurun da hoş.
Sonunda öyle bir an geldi ki, hastalık iyice şiddetlendi. Vücudun her tarafına yayıldı. Özellikle yaralarından doğan kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve İlâhi marifet yerleri olan kalb ve diline zarar vermeye başladı. Hz. Eyyub'un kalp ve lisanıyla yaptığı kulluk vazifesini zorlaştırıyorlardı. Eyyub (as) o kulluk vazifesine zarar gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki Allah'a kulluğu için şöyle dua etti:
"Ya Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor" (Enbiya Suresi: 83; Lem'alar, s. 20.)
Eyyub'un (as) sıkıntıları şiddetlendiği zaman, Allah'a şöyle münacatta bulunduğu da rivayet edilir:
"Hamd, Rabbü'l-Âlemîn olan Allah'a mahsustur. Ben, Rabb'im olan Sana hamd ederim ki: Sen, bana ihsanda bulundun: bana, mal ve evlad verdin. Kalbimde, bunların girmediği bir bölüm kalmadı. Sonra, hepsini, benden geri aldın, kalbim, onlardan boşaldı. Artık, benim aramla Senin arana, bir şey girer değildir!
"Ey Rabb'im! Bundan önce, beni, gündüzleri, mal sevgisi, telâşı, oyalıyordu. Geceleri de, beni -kendilerine olan şefkatimden dolayı- evlad sevgisi, oyalıyordu. Ne mutlu ki: şu anda, onlardan boşalmışım! Gözümü, kulağımı, gecemi, gündüzümü, Senin zikrin, şükrün, takdis ve tehlilin ile geçiriyorum!" (Taberî-Tefsir c.17,s.69-70)
Hz. Eyyub (as); sabır timsali bir peygamber olmuştu. Cenab-ı Hak onu musibet ve belalara karşı sabır ve teslimiyette insanlara örnek olması için, büyük bir imtihana tabi tutmuştu. Hz. Eyyub'da ne bir telaş, ne bir şikâyet ve ne de bir üzüntü vardı. İnsanlar bu duruma şaşırıp kalmıştı.
Özetle Hz. Eyyub, malı, ailesi ve bedeni ile ilgili ağır bir imtihana tabi idi. Fakat o, Allah'a hakkıyla kul olmanın modeli olmuştu. Tükenmez bir sabır gösteriyordu. Sıkıntılara katlanmadaki örnek tutumu, dillere destan olmuştu. İnsanlar, onun sabrını: "Eyyub'un sabrı gibi sabır" diye anlatmaya başladılar. Kısaca o "Sabır Kahramanı" idi.
Allah, Hz. Eyyub'u (as), şöyle övmektedir: "Doğrusu Biz onu (Eyyub'u) pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! O, gerçekten Allah'a yönelirdi." (Sâd Suresi: 44)

10