Hz. Lokman (5) - "Riyakârların içine girme!"

Lokman (as), köleliği sırasında, efendisine kölelerinin en yük olmayanı, en problemsizi idi. Efendisi onu; kendisine ait bostana, öteki arkadaşlarıyla birlikte, bostandaki meyvadan, bir şeyler getirsinler diye göndermişti.

Topladıkları meyvaları, öteki köleler, yediler. Yanlarında hiç bir şey bulunmaksızın, efendilerinin yanına geldiler ve suçlarını Lokman'ın (as) üzerine attılar. Lokman (as), efendisine:

"İkiyüzlü kişi, Allah katında, emin olamaz! Sen, bana da onların hepsine de, kusmak için su içir! Sonra da bizi koştur!" dedi.

Efendi, böyle yapınca, ötekiler yedikleri meyvayı, kusmağa başladılar! Lokman (as) ise, yalnız içtiği suyu kustu. Efendi, Lokman'ın (as) doğru olduğunu, ötekilerin yalan söylediklerini, anladı.

Lokman'ın (as) hekimlikteki bilgisi ise; tuvalete girip orada oturuşunu, uzatan Efendisine:

"Tuvalette çok oturmaktan, ciğer ağrır, basur meydana gelir, hararet başa kadar yükselir. Orada, hafifçe otur ve kalk!" diyerek seslenmesinde görülmüştür. Efendisi, tuvaletten çıkınca, onun bu sözünü, tuvaletin kapısına yazmıştır.

Hz. Davud (as), Lokman'a (as): "Benim için, bir koyun boğazla!" demiş, Lokman (as) da, boğazlamıştı.

Hz. Davud: "Onun içindeki en iyi olan iki küçük parçasını çıkarıp bana, getir!" dedi. Lokman (as), koyunun dilini ve kalbini çıkarıp getirdi.

Hz. Davud: "Bu koyun etinin içinde, bunlardan daha iyi olan parçası yok mu" diye sordu. Lokman (as): "Hayır!" dedi.

Hz. Davud, susacağı kadar sustuktan sonra, "Benim için, bir koyun daha boğazla!" dedi. Lokman da (as) bir koyun daha boğazladı. Hz. Davud:

"Onun içinde, en işe yaramaz ve en kötü olan iki küçük parçasını, çıkar, at!" dedi. Lokman (as), yine dilini ve kalbini çıkarıp attı. Bunun üzerine, Hz. Davud, Lokman'a (as):

"Ben, sana koyunun içindeki en iyi olan iki küçük parçasını, çıkarıp getirmeni emretmiştim. Bana, dil ile kalbi getirmiştin. Sonra, sana, onun içindeki en işe yaramaz ve en kötü olan iki küçük parçasını da çıkarıp atmanı, emretmiştim. Sen, yine dili ve kalbi çıkarıp attın" dedi. Lokman (as):

"İyi olduğu zaman, bu ikisinden daha iyi ve güzel olan bir şey yoktur! İşe yaramaz ve kötü olduğu zaman da, bu ikisinden daha işe yaramaz ve kötü olan bir şey yoktur!" dedi.

Lokman'a (as): "İnsanların, en şerlisi hangisidir" diye sorulmuştu.

Lokman (as): "Kendisini, halkın kötü görmesine aldırış etmeyendir!" dedi.

Lokman (as), çok düşünür, keskin görüşlü bir zattı. Gündüzleri, hiç uyumazdı. Hiç kimse, onun, ne tükürdüğünü, ne abdest bozduğunu, ne yıkandığını, ne abes bir şey konuştuğunu, ne de güldüğünü görmemiştir. Hikmet gereği olmadıkça, sözünü tekrarlamazdı.

Lokman (as), oğluna: "Ey oğulcuğum! Suskunluk üzerinde hiç pişman olma! Konuşmak, gümüşten ise, susmak, altındandır!"

"Ey oğulcuğum! Ben, konuşma üzerinde pişmanlık duymuşum, fakat suskunluk üzerinde hiç pişmanlık duymamışımdır."