Fatih devri âlim ve velilerinden Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardı. Bu afacan iyiydi hoştu da sakalara takmıştı kafayı!..
Dinimizde kul hakkı çok mühimdir. Üzerinde kul hakkı olan buna tövbe için, kul hakkını hemen ödemeli, onunla helalleşmeli, ona iyilik ve dua etmeli. Başkasının malını ondan izinsiz alıp, kullanıp, zarar yapmadan yerine bırakmak da haramdır. (Hadika)
***
Fatih Sultan Mehmed Han devri âlim ve velilerinden Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardı. Çocuk iyiydi hoştu da bir ara sakalara takmıştı. Mahalle sucularının yolunu bekler, çuvaldız ile kırbalarını (su tulumu) delerdi. Kim bilir, belki de fıskiye gibi akan sular hoşuna giderdi. Sakalar arasında biri vardı ki hiç şaka götürmezdi. Ancak, bunu yapan bir başka çocuk olsa, çoktan ensesine yerdi şamarı. Zira delinen kırba dikilemez, ancak boğumlanarak bağlanırdı ki, koca kırba gitti demekti yarı yarıya...
Saka bir sabretti, iki sabretti, baktı ki olmuyor, tuttu eteğini, çıktı Ebûl Vefa hazretlerinin huzuruna.
-Affınıza sığınıyorum efendim, vaziyet böyleyken böyle!..
Ebûl Vefa hazretleri çok şaşırdı! Kırbaların parasını fazlasıyla ödedi. Sucudan ağlaya, yalvara helallik diledi. Adamcağız bir hoş oldu. "Keşke eşiğine sultanların baş koyduğu bir veliyi üzmeseydim" dedi. Pişman, mahçup dergâhı terk etti.
Ebûl Vefa hazretleri oğluna hiçbir şey demedi. Hanımına;
-Ey hatun. Durum böyleyken böyle... İyi düşün, biz ne yaptık da bu çocuk böyle oldu
O gün ikisi de çok düşünürler... Uyku muyku girmez gözlerine... Hanımı sabaha karşı "Tamam bey!" der, "Galiba buldum!"

8