"Bu ahlaka sahipmilletle dünyayı fethederim!.."

Henüz İstanbul fethedilmemişti... Fatih Sultan Mehmed Han bir gün tebdil-i kıyafetle çarşıda esnafı dolaşmaya başlar...

Fatih Sultan Mehmed Han, kılıçla keşfi yan yana yürütmüş, çağ açıp çağ kapamıştır. Tetkik edildikçe derinleşen, derinleştikçe deryalaşan bu cihangirin sayılamayacak kadar güzel vasıfları vardır. O, ne istediğini ve ne yapacağını bilen ve büyük işleri başarabilmek için gerekli tedbirleri, yorulmak bilmeyen bir azim, sabır ve sükûnetle hazırlayan bir sultandı...

***

Henüz İstanbul fethedilmemişti... Fatih Sultan Mehmed Han, zaman zaman tebdil-i kıyafetle halkının arasına karışırdı… Sultan, yine bir gün, kıyafet değiştirerek çarşıda esnafı dolaşmaya başladı. Rastladığı ilk dükkâna girdi ve bir okka tuz, bir okka şeker ve bir okka da sabun istedi. Dükkân sahibi bir okka tuzu tartıp müşterisine verdi ve dedi ki:

-Lütfen diğer istediklerinizi de karşıdaki komşumdan alın. Zira, o henüz sabah siftahını yapmadı...

Memnun bir edayla dükkândan çıkan Mehmet Han, öbür dükkâna girdi ve şeker ve sabunu da ondan istedi. O bakkal da şekeri verdi ve dedi ki:

-Sabunu da yandaki komşumdan alınız. Çünkü o daha siftah etmedi...

O bakkal da aynı şekilde davranınca Mehmed Han'ın gözleri dolmuş ve böylesine üstün bir ahlaka sahip olan halkın hükümdarı olmaktan büyük mutluluk duymuş ve "Ben bu ahlaka sahip bir milletle, değil İstanbul'u dünyayı dahi fethederim" demekten kendini alamamış ve fetih hazırlıklarına hız vermiştir…

***
Fatih Sultan Mehmed Han, 1453'te İstanbul'u fethettikten sonra imparatorluk sarayını gezer. Bir ara mahzene iner ve zindanda yaşlı bir papaza rastlayıp sorar:
-Buraya neden hapsedildin
Papaz cevap verir: