Parlak görünen karanlık, Fenomen olmanın bedeli
Ahmet Can Karahasanoğlu
Binlerce kişinin izlediği yalnız hayatlar vardır. Bugün yine onlardan birinin intihar haberini duydum. TikTok fenomeni Kübra Karaaslan'ın ölümü bir an düşündürdü. Genç ve güzel bir kız neden ölmek ister... Sosyal medyanın sürekli iyi görünme, güzel görünme, harikulade olma baskısının altında ezilmiş masum bir insanın ölümüdür bu. Aslında trajedi bakılan olmanın şehvetiyle başlar.
Bakılan, bakanlar tarafından sürekli bir üst seviyede şölen ister. Bakılanın ne sunduğundan daha çok her gün ne kadar farklı ürün sunduğudur asıl mesele. Evet özellikle ürün dedim, çünkü artık bakılan bir ürüne dönüşmüştür fenomen dediğimiz şahıs.
Kitlesinin artması, yani artık algoritmada gösterildiği kadar vardır fenomen. Ve algoritmalar ruhu her gün yeni bir rakamla büyüler. Büyünün etkisi hiç geçmez.
Her gün yeni rakamların, yeni takipçilerin peşindedir izlenen. Bu görülme şehvetine varoluşun hüzünlü yalnızlığından kaçış diyorum. Oysa kalabalık sadece daha fazla tahrip edecektir özgürlük alanını. Görülme arttıkça azalan değil, aksine fazlalaşan bir ihtirası kırbaçlar. Döngünün kölesi olan yalnız kalamaz. Yalnız kalamayan içe yönelemez. İçe yönelemeyen, ruhi güçlenmeyi, yani egoyu bombalamayı öğrenemez.
Ego imha edilmeden hayat anlamsız bir sarmala dönüşür. Genç yaşta ünlü olma isteği neyse olamama yoksunluğu da aynı duygudan beslenir. Birinde oldukça daha fazla takipçi, diğerinde ise olamadıkça daha fazla kıskançlık, öfke, yetersizlik hissi. İkisini de körükleyen yetersizlik hissidir. Modern medya araçları yetersizlik hissini üzerinden para kazanır.
Siz bir yerde içine sürekli su doldurulan, ama altından aynı oranda delinmiş bir balonsunuzdur. Belli bir miktarda su dolana kadar şişmediği için alttaki minik delikten su akmaz. Bir süre sonra balon şişer. Şiştikçe de alttaki delik büyür ve akıntı aynı oranda artar. Delik büyüdükçe yukardan akan suyun çeşmesini çevirmeye çabalarsınız. Bu çaba nafiledir, çünkü siz doldurdukça o balon ialttan deliğini büyüterek boşalır. Genç yaşta bu kadar yorulmanın, artık hayatla başa çıkamamanın sonu işte bu balon paradoksudur.
İnsan bir şişirici değildir. Akışın içinde elinden geldiğinde hayata iyi yönde müdahale edebilen canlıdır. Diğer canlılar insan kadar iyi yönde müdahale edemez. İnsanın aklı vardır. Ama diğer canlılar da insan kadar dünyaya büyük zarar veremez. Modernleştikçe, (sanayi devriminden sonra daha da hızlı bir şekilde) insan yetersizlik ezikliğiyle daha fazla tüketmesi üzerine programlanır.

17