Kötülük ikizleri ve mayın eşekleri

Kötülük ikizleri ve mayın eşekleri

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Kötülük kavramı iyilikten yoksun olmayı mı yoksa bilinçsizce yapılan bir davranışı mı anlatıyor Elbette bilinçli bir eylem diyeceksiniz.

Fakat insan, kötü olanı kendine mazur sebepler bulmadan seçmiyor. Bakınız Trump… Onca şiddeti, alçaklığı, ukalalığı, şımarıklığı, orantısız güç kullanımını kendince mazur sebepler bularak normalleştirmeye çalışıyor.

Ahlaksızlık düzeyi belli bir çıtayı aştığında kişiyi artık sınır tanımaz bir psikopata dönüştürür. Dolayısıyla kendini ve ülkesini kandırma konusunda uzmanlaşmış bir psikopatla karşı karşıya dünya.

Aslında çevresine ve kendine zarar veren tüm psikolojik sorunlu bireylerin çok azı kendilerini sorunlu görür. Dünya, bu sorunlu baskın bireylerin hiçbir olayın sonucunu düşünmeden hareket etmeleriyle şekillenir.

Netanyahu da tıpkı ekürisi Trump gibi dengesiz bir adam… Netanyahu'nun farkı, akıllı numarasını daha iyi yapabilmesi. Dostunu bu konuda eğitmesi gerekiyor.

Bu iki psikiyatrik vakanın ortak özelliği; gerçeği son derece fütursuzca çarpıtabilme kabiliyetleri: İran'a yapılan saldırıları, "Biz saldırmasak onlar bize saldıracaktı" diyebilecek kadar...

Sürekli yeni hikâyeler üreten bu kötülük ikizlerinin kaderini birbirine bağlayan tek şey tarihtir. Aynı tarihlerde iki katil devletin başkanı olmakla buluştukları yer, onları adeta kan kardeşi yapmıştır.

Kendi yönetemedikleri ülkelerindeki tüm sorunları halletmişler gibi şımarıklıklarını istikrar adına yaptıklarını söylüyorlar. Oysa istikrar; masum çocukların okullarını bombalamakla başlar onların savaş ahlakında.

Alman asıllı Amerikalı tarihçi ve filozof Hannah Arendt'in "Kötülüğün Sıradanlığı" dediği şey işte budur. Kötülüğün sıradanlaşması, kötülüğün kendisinden daha tehlikelidir. Bilinen kötülüğe karşı insanların genel bir tepkisi, gerçek bir öfkesi vardır. Fakat sıradanlaşan kötülük (bizdeki mafya ve aldatma dizileri de bu minvalde değerlendirilebilir), her gün her saat karşınıza çıktığında vaka-ı adiyeye, yani basit bir olaya dönüşür.

İsrail ve ABD'nin ortaklaşa saldırdığı bir ülkeye kendinde tutarlı sebepler bulup eleştiren yurdum insanlarının durumu da benzerdir.

Kendini haklı çıkarmak için sükûnetle açıklama duvarı ören yazarların kan dondurucu açıklamalarını okudum.

"Suriye'de yaptıklarını unutmadık!"

Bu rövanşist zihniyet "Sen şimdi bunu konuşarak kime güç veriyorsun" sorusunu kendine soramayacak kadar saf.

Kendini kandırma konusunda rövanşistler genellikle öne çıkar. Çünkü sevmediği tarafın hakkından kim gelirse gelsin, onu bir anda dost görür. Direkt dost olarak söylemese de bilinçaltındaki intikam duygusunu teskin eder; koşulların kendisini böyle bir düşünceye sürüklediğini söyler. Rövanşiste göre gerçeği adalet değil, koşullar belirler. Bahse konu sözler sadece bir açıklama mıdır Kanımca psikolojik bir sığınaktır.

Vicdan bu zorbalığa "Oh olsun!" demez. Psikiyatride insanın bazen gerçekleri bilmemeyi seçtiği söylenir. İşte bu insanlar, cehaletle değil bilinçli bir şekilde seçerler bilmemeyi. İşkenceye "sorgulama" demekle acıyı dindiremeyiz. Baskıyla bir ülkeyi işgal etmeye "düzen" diyerek vicdanımızı susturamayız.