Kesintisiz eğitim masalı: Köy okulları nasıl yok edildi

Kesintisiz eğitim masalı: Köy okulları nasıl yok edildi

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Türkiye'nin en önemli sorunlarından biridir 8 yıllık eğitim. Bu sorun yeterince konuşulmadığı için içerden kanayan bir yara gibi… İç kanamalar çoğu zaman aniden öldürür. Büyük şehirlerden yüksek apartmanlardan bakıldığında kulağa hoş gelen kesintisiz eğitim gerçekten reform mu

Kazanım gibi duran bu yara, Anadolu'nun ücra köylerinde sahici bir acıya dönüşüyor.

İşte tam da bu noktada, eğitimci yazar Ali Koç'un sözleri, uzun süredir duymazdan gelinen bu çatlağın içinden yankılanıyor:

"8 yıllık eğitimin Türkiye'de yarattığı tahribatı kimse konuşmadı. Niye konuşmadı biliyor musunuz Çünkü İstanbul'da, Ankara'da, büyük kentlerde otururken çocuklarımız iyi devlet okullarına ya da özel okula giderken 4+4'müş, 3+5'miş, 8+2'ymiş hiç önemli değil.

Yani biz tuzu kurularız. Ama Ağrı'nın köyüne de 8 yıllık eğitime geçtiğinizde ne oldu biliyor musunuz Bütün köy okulları kapandı. Çünkü 8 yıllık eğitim yapman lazım köyde. 20 çocuk var zaten. 8 yıl dediğin zaman 1. sınıftan 8. sınıfa kadar ders. Yani 20 nüfuslu bir köye 8 derslikli okul yapman gerekiyor, branşları koyup 20 tane öğretmen ataman gerekiyor. Bu mümkün mü, yönetilebilir bir şey mi Yok işte. Bu ne için yapıldı Laiklik kaygısıyla yapıldı görünüşte; biliyorsunuz 28 Şubat'ın eserlerinden biriydi. Şimdi ne oldu Ağrı'nın köyündeki çocuk köyünde eğitim alamaz hale geldi. O çocuklar nereye gitti Yatılı Bölge Okullarına gitti.

Hiç yatılı bölge okulu ziyaret eden oldu mu aranızda Yatılı bölge okulunda 1. sınıftan 8. sınıfa kadar çocuklar aynı ranzalarda, aynı büyüklükte ranzalarda, aynı masalarda yemek yediler. Orayı 8. sınıftaki çocuğun boyuna göre yaptınız, 1. sınıftaki çocuk da orada.

1. sınıftaki çocuğunuzu başka bir şehirde yatılı bir okula gönderir misiniz Şimdi biz İstanbul'da, Ankara'da, Bodrum'da şunu bağırırken çok kolay: 'Ya tabii ki 8 yıllık olacak, işte Türkiye laik olacak.' O 1. sınıfta tuvaletini tutamayan çocuğun tacizden dayağa kadar her şeyi yaşadığı bir yerde.

Siz buradaki politik doğruculuğunuzla bir şey söylüyorsunuz ama binlerce çocuk sistemin dışına çıkıyor. Sonra kız çocuklar ortaokula geliyor, göğüs de azıcık belirginleşiyor; annesi babası onu gönderir mi bir yatılı bölge okuluna Göndermez. Biz bunu hani kadınlar özgürleşsin(!) diye yapıyorduk. Kız çocukları köylerde kalmaya başladı.

Ben olsam şu an itibarıyla köy okullarını yeniden açarım. İlkokul 3'e kadar tek öğretmen, bir lojman, bir oda yeter. Köyde bir öğretmen olur; çocuk annesinin, babasının yanında olur, sınıfına girer, dersini görür."

Bu sözler, yalnızca bir eğitim modelinin eleştirisi değil; merkezin, çevreyi hiç görmeden aldığı kararların anatomisi.