Kaybolmasaydı bulamayacaktı

Yola çıkar. Yapacağı konuşma metni cebinde hazırdır. Konuşacağı gün belli. Uçak bileti alınmış. İşte bu öngörülebilir doğal akıştır. Ama işler her zaman olağan akışta ilerlemez. Bazı aksaklıklar başka bir aksaklığı onarma tahtında Hz. Allah'ın kaderi yaratma sürecini anlamamıza dair uyarıdır. Bindiği uçak, teknik arızadan ötürü başka bir bölgeye zorunlu iniş yapmıştır. İşan Hüseyinî son derece disiplinli bir doktordur. Havaalanı görevlilerine, gideceği yerin bilgilerini verir ve uzaklığını sorar.

Gideceği yerin yüz kilometreyi aşkın bir uzaklıkta olduğunu söylerler. Araçla 6 saatlik bozuk yollardan gidilerek varılabileceği söylenir.

İşan, bir araç kiralar ve yanındaki arkadaşıyla yola revan olur. Bu defa yağmur başlamıştır. Gitgide artan yağmur sele dönüşür. Öyle bir sel ki, yollar kapanır.

Başımıza gelen felaketleri düşman olarak görürüz. Bozulan uçak, kapanan yol, sel, aksayan plan. Çünkü olayları sadece olduğumuz yerden okuruz.

İşan Hüseyinî namazı kaçırmamak için bir yer aramaktadır. Arabalarının çamura saplandığı yere yakın harabe bir ev görürler.

Kapıyı çalalım, derler. Hem karınları aç, hem de namaz kılacak bir yer arıyorlar. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Yaşlı kadın yolda kalmış bu insanlara yiyecek bir şeyler koyar ve namaz kılacakları yeri gösterir. İşan Hüseyinî ve arkadaşı yemeklerini yemiş, namazı kılmıştır. O sırada bir şey dikkatlerini çeker. Evde beşiğinde hareketsiz şekilde yatan küçük bir çocuk vardır.

Yaşlı kadının namazdan sonra çok uzun dua ettiğini gören İşan, kadına sorar:

"Bu çocuk kim"

Yaşlı kadın anlatmaya başlar.

"Bu çocuğa ben bakıyorum, torunum. Annesi babası öldü. Ağır bir hastalığı var. Onun için dua ediyorum. Birçok doktora götürdüm ama hiçbiri çare bulamadı. Bu çocuğu sadece İşan Hüseyinî iyileştirebilir, dediler. Benim ne o doktoru bulabilecek gücüm, ne de imkanım var. Allah'a günlerdir yalvararak dua ediyorum, İşan'ın bu çocuğu bulması için."