Ama en azından böyle değerli bir sanatçının ayağa kalkmasını biraz daha kolaylaştırır. Bunu yapan, bu yangına sebep olan magandalara da emsal bir ceza verilip önlemler artırılmalı. O yanan evin içinde biri ya da birileri olabilirdi. Ölümle sonuçlanan bir durum olabilirdi. Bitsin artık. Birilerinin mutluluk adı altında yaptığı taşkınlıklar birilerinin hayatını bitirmesin. O ressamın üzüntüden titreyen sesini herkes duysun.
EZİKLİK, ÖFKE VE KITLIK BİLİNCİ
Holiganlar günlük hayatlarında öfkeli oldukları için mi bu kadar saldırgan Yoksa içlerindeki ezikliği, bu şekilde mi tolere ediyorlar
Bu dışavurumu anlamaya çalışıyorum. Sadece holiganlar değil, rahmetli şair dostum Bülent Parlak'ın vasıtasıyla (cezaevinde gönüllü öğretmenlik yapıyordu) şiddet meyli çok yüksek insanlarla da tanıştım. Suç kayıtları kabarık ve bundan pişman olmayan aykırı karakterleri incelemem gerektiğini söylemiş ve beni de cezaevine davet etmişti. Orada öfke kontrolünü kolay kaybeden insanlardan çok şey öğrendim.
Hepsinin ortak özelliği korkularından, çaresizliklerinden ve değersiz hissetmelerinden söz etmeleriydi. Öfke ve şiddet bu hisleri bastırmak için adeta bir araca dönüşmüştü. (Suçluyu kayırmak değil gayem sadece suça giden yolların nerede ne şekilde başladığını anlamaya çalışmak.)
Kendime psikiyatr süsü veriyor ve sebebin arka planında yatan maddi sıkıntıları da anlamaya çalışıyordum. Sonradan Bülent'in tanıştırdığı hırsızlıktan sabıkalı bir genç beni buldu. Hayat hikâyesinden bahsetti.
Çocukluğunda babasının istediği şeyleri alamadığını, arkadaşlarının babalarının aldığını ve bunun onda bir komplekse dönüştüğünü anlatıyordu. Hırsızlık yapmasını tetikleyen sebepler kabaca böyleydi. Babasının o daha çocukken ölmesi, yoksulluğu erken yaşta tanımasına sebep olmuştu.
Anlattıklarından en önemli ayrıntı şuydu. 'Yine çocukluğumdaki gibi karnımı istediğim şekilde doyuramayacağım korkusu peşimi bırakmıyor' demişti.
Ona Harvard

16