1. Evet, zaman tarikat zamanı değil ve fakat hakikat zamanı.
Ama o hakikatin akılda duran değil kalpte yerleşen safî hakikat olduğunu da bilmek ve bu hakikate ulaşmak için kalbi paslardan temizlemenin şart olduğunu bilmek kaydıyla...
Yani tasavvufun kendisi değil, tasavvufun kurumsallaşma biçimi, şatahatı ve tek adamcılığı problem.
Ayrıntılar için 26 Kasım 2013 tarihli şu seri yazımıza (elbette yayın tarihlerine de dikkat ederek) ve yorumlarına bakılabilir:
https://www.yeniasya.com. tr/ahmet-battal/cemaatler-ve-liderlikler_213677
https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/cemaatler-ve-liderlikler-2_213718
https://www.yeniasya.com.tr/ahmet-battal/cemaatler-ve-liderlikler-3_213753
2. Evet, zaman tarikat zamanı değil ve cemaat zamanı.
Ama cemaati tarikatlaştırmamak kaydıyla.
Ve aklını şeyhinin cebine koymak ile aklını "ağabeyh"inin cebine koymak arasında pek de bir fark olmadığını bilmek kaydıyla.
Modern çağın kavramı olan cemaati eski çağların kavramına dönüştürmeye kimsenin hakkı yok.
(Bir hatıra: On beş sene önce biri bir Yeni Asya okuyucusuna "sizin cemaatinizde Üstadı gören abi var mı ki siz kendi kendinize değer veriyorsunuz ve 'biz de siyasî içtihat yapabiliriz' diyorsunuz" dediğinde, muhatabı -biraz haddi aşarak ama ıskat için mecburen- "sizin cemaattekiler ölünce görüşürüz" demişti!)
3. Evet, zaman şahsiyet ve ferdiyet zamanı değil, zaman enaniyetten geçme zamanı.
Havuzu kazanmak isteyen için, buz parçası hükmündeki nefsi o havuza atıp eritmek ve havuzun suyuyla bütünleştirmek şart.
4. Evet zaman "vazgeçilmez tek adamlar" zamanı da değil. Zaman ekipler ve meşveretler zamanı.
Yeni Asya, elli yedi senedir milletin ve ümmetin zihnine ve kalbine "Asya'nın bahtının miftahı meşveret ve şûrâdır" fikrini nakşetmeye boşuna çalışmıyor.
5. Zaman devlete kayıtsız şartsız teslim olma ve boyun bükme zamanı da değil.
Zira biliniz ki her hükümetin (devletin) "zerrâtı günahkârlardan mürekkep"tir yani devlet dediğimiz şey insanların kurup kurguladığı bir yapıdır ve insan günahkârdır.
Yetişkin insanın günahkâr olmayacağına inanan ve dolayısıyla aslında -fark etmeden ya da ettirmeden- peygamber arayan insan, sadece bu sebeple dahi en büyük günahkâr olabilir.

27