Yeni vesayet rejimini takviye

Adalet Bakanının değişmesi ve bir yargı organı mensubu olan İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek'in saray iradesi ile Bakan yapılması çok tartışıldı ve tartışılacak. Zaten daha önce Bakan Yardımcısı olması da tartışılmıştı.

Devir merasiminde Bakanlar arasında koltuk seviyesi eşitleme gayreti meselesi işin magazin tarafı, ama bir hakikate de işaret ediyor.

Ancak Meclisteki yumruklu kavgalı yemin "töreni"nde CHP'li muhalefetin AKP'lilerle vuruşması ve diğer muhalif vekillerin AKP ve CHP'lilerin arasına girip ayırmaya çalışması yani muhalefetin böylece yeniden ikiye bölünmesi, üzerinde durulması gereken bir işaret.

Bizim hep dediğimiz gibi, CHS adıyla uygulamaya sokulan gizli rejim değişikliği ile gelen iki kutuplu gerilim siyaseti ya da tahterevalli siyaseti, sosyolojik olarak Türkiye'ye uymadığı gibi aynı zamanda yanlış ve eksik bir model.

Bu modelin ürettiği gerilimler milleti de yoruyor ve bizim taraftarı olduğumuz üçüncü yol-demokrat siyaset arayışını hızlandırıyor, daha da hızlandırmalı.

***

Bu arada bir hatırlatma: Anayasada ve kanunlarda "kabine" ya da "kabine toplantısı" diye bir şey yok. "Cumhurbaşkanlığı kabinesi" de yok.

Bu bir uydurma ve amacı belli: "Tek adam yok, bir heyet var" diyebilmek için en çakmasından "görüntü vermek".

***

Bu ucube rejimle birlikte neler gördük neler

Mesela "oğuldan bakanlar" gördük. ("Hayır, henüz görmedik" diyecekler acele etmesin, damat Berat Albayrak da bir oğuldur, hele Erdoğan ailesi için!)

Nasıl gelip nasıl gittiği ve dolayısıyla neden gelip neden gittiği hususu hafızalarımızda tazecik duruyor. Bu atamanın ülkemizi hangi ülkelere benzettiği de...

Resmî Gazetedeki görev değişikliği ve atama kararlarında "Görevden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen" bakanlar anlayışını tekrar reddediyoruz. Anayasa 104 ve 106 açık: Bakanlar, "milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır."

Kendisi ayrılan bakan da istifa eder ve ayrılır. İstifa müessesesi onurlu bir duruştur. Bir tayin ve bir nasp ile bir göreve getirilen için de...

Yani ya görevden alınırsın ya da istifa edersin. Bir bakanın görevden "affını" istemesi ve "affedilmesi" ancak padişahlıklarda ve muz cumhuriyetlerinde görülebilecek bir uygulamadır.