Rize'deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nin (RTEÜ) İlahiyat Fakültesinin Hocalarından Prof. Dr. Yavuz Köktaş, sosyal medya hesabında "Eskiden Türkiye'nin İslâm devleti olmasa da İslâm ülkesi olduğu kanaatini taşıyordum. Bugün gördüğüm Rize sokaklarından sonra buranın İslâm ülkesi değil, gavur ülkesi olduğu kanaati bende perçinleşiyor. Amerika neyse Türkiye de o... Minarelerden ezan okunması işi değiştirmiyor." demiş.
Tepkiler üzerine yeniden açıklama yapmış:
"Gavur kelimesini kullanmakla dinden çıkmayı değil de dinden uzaklaşmayı, o da sadece bir açıdan, ve neredeyse bütün aklı başında kadınların şikayetçi olduğu çıplaklaşmayı kastetmiş olsam da maksadını aşan bir ifade olduğu veya yanlış anlaşılmaya müsait olduğu açıktır. Özellikle Rize'yi kastetmediğim yazıda çok belirgindi. Zira yanlış anlaşılmaya müsait olan o kelimenin çıplaklaşma şeklindeki içeriği Türkiye'nin her sathında bulunmaktadır. Bu durumun salt siyasetle de alakası yoktur. Siyasetçiler kendilerine düşeni yapar. Sorun esasen toplumun sorunudur. Bu durum Müslüman bir birey olarak içimi kanatmaktadır. Ne yapılacağını da doğrusu bilmiyorum. En azından bunu dile getirme hakkımızın korunması gerektiğini düşünüyorum."
Bu açıklamalardan; ezanın şeairden oluşu ve verdiği garazsız nasihat/ders hususunda Hocanın ek okuma yapması gerektiği anlaşılıyor. Bu ayrı mesele.
Ama açıklamasındaki son cümlesi ilgi alanımızda. Zira Rektörlük idarî soruşturma açmış.
"Merak etmeyin, korurlar, ceza vermezler" demek meseleyi çözmüyor. Önemli olan soruşturmanın sonucu değil, bunun kamuoyunda meydana getirdiği korkutucu ve susturucu etki.
Her başörtülü hakikaten dindar olmadığı gibi her açık saçık da bunu ahlâksızlığın bir gereğidir diye yapmayabilir. Ama ahlâksızlığın ve fuhşun kıyafet tercihi ile ilişkisinin olmadığını düşünmek için saf olmak yetmez. İran'da da Amerika'da da...
Eskiden başörtüsü yasaklanmaya çalışılıyordu, başörtüsünü müdafaa etmek en azından disiplin suçu sayılabiliyordu.
Henüz doçentken yaşadığımız bir örnek: Kanunsuz başörtüsü yasağı döneminde, Prof. Dr. Kadri Yamaç'ın içinde rektörlük ettiği Gazi Üniversitesinin Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesinin -başörtüsünden hazetmeyen ama personele iftar yemeği veren(!)- hanım dekanı bir gün giriş kapısına "Kılık Kıyafet Kanunu gereğince başörtüyle girmek yasaktır" yazdırmıştı. Derse gitmek üzere binaya girerken yazıyı görünce güvenlik görevlisinden kalem isteyip görevlinin de gözünün önünde o yazının altına "Böyle bir kanun var mı Varsa numarası kaç Hangi maddesi yasak koyuyor" yazıp geçmiştik. Sonrasında dekan telefonla aradı ve görüştük ama soruşturma açamamıştı. Sadece "bundan sonra sorularınızı alenen yazımın altına değil de dilekçeyle sorun" mealinde bir resmi yazı gönderebilmişti de biz de o yazıyı şeref levhası yapıp odamıza asarak yıllarca gelen gidene göstermiştik.

25