Suç talimatı senaryosu mu

Başlığa bakıp yanılmayınız. Tiyatro/senaryo üstadı ve yazarımız Ali Beykoz'un sahasına giriyor değiliz.

Eski MİT görevlisi Kâşif Kozinoğlu'nun 2011'de cezaevinde şüpheli ölümü ile ilgili olarak bugünlerde yaşananlar önemli. Ölümün sebebi araştırılıyor. Gerçek neyse ortaya çıksın ve varsa suçlular hak ettikleri cezaları da alsınlar.

Ancak bu tartışmalar içinde sıkça dile getirilen bir husus var ki bize mantıklı gelmiyor: Senaryo üzerinden suç talimatı verildiği iddiası.

Benzer bir iddia bir zamanlar "tahşiye kumpası" olarak adlandırılan olayda da gündeme getirilmişti. Ayrıntıları önemli değil.

Bu ve benzeri konulardaki ana iddia şöyle: Bir kişiyi öldürtmek ya da bir operasyonu yapmak isteyen birileri var ve o birileri bu işi yaptıracakları kişiye ya da kişilere talimatı bir TV dizisindeki bir karakterin konuşmasındaki ya da bir televizyon yayınındaki şifreli sözler üzerinden veriyorlar.

Bu iddia hükmü üç soyut hüküm içeriyor.

Birinci soyut hüküm: Birileri birilerini öldürtmek ya da suçlu göstermek istiyor. Mümkündür, buna itirazımız yok.

İkinci soyut hüküm: Birileri, şu ya da bu saikle ve başkalarının talimatıyla birilerini öldürmeye ya da suçlu göstermeye çalışıyor. Bu da mümkündür, buna da itiraz edilmez.

Üçüncü hüküm: O birileri, bu birilerine, bu yöndeki suç talimatını, film senaryosu ya da vaaz videosu gibi aleni alandaki metinler üzerinden ulaştırıyor.

İşte bu hüküm açısından problem var.

Hapisteki ya da gözaltındaki biri için bu tür dolaylı/kriptolu talimatlar gerekli ve mantıklı olmuştur ve olacaktır.

Nitekim, bugünlerde, 1999'dan bu yana hapiste olan Abdullah Öcalan'ın, "kurucu önder"i olduğu ve gelinen noktada Türkiye'de –güya- feshetmek ve Türkiye Devleti'nin de yardımıyla Suriye'de kurulmakta olan devlete ortak etmek istediği terör örgütünün yönetimine talimatlarını nasıl ulaştıracağı ve onlarla doğrudan iletişimini nasıl kuracağı konuşuluyor. Villa, yalı, hobi bahçesi gibi geyikler önemli değil. Mühim olan iletişim.