Adalet Bakanı Akın Gürlek vazifesine başlayınca hâkim-savcıların, avukatların ve adliye personelinin cep telefonlarına siyasî reklam SMS'i göndermişti.
Biz de mesajın amacını ve tek yönlülüğünü eleştirmiştik.
Benzer eleştirileri sosyal medyada Gönenç Gürkaynak gibi hukukçular da yaptı.
Yazımızdaki bir hususu açalım:
Hepimizin cep telefonlarına her gün çok sayıda mesaj geliyor.
Bunların bir kısmı bizim de geriye cevap verebileceğimiz kişilerden geliyor. Bunlar şahsî mesajlar ve dolandırıcılık riski dışında bir problem yok.
Ancak bir kısmı var ki bir "sistem" yardımıyla aynı anda çok sayıda kişiye gönderilen "tek yönlü ileti" durumundalar. Yani "gönderen irade" tarafından muhatap alınıyoruz, ama biz göndereni muhatap alamıyoruz. Pasifiz.
Bu bir iletişim değil, bir iletim.
Mesajı alan bizler, geriye cevap yazamamak sebebiyle, psikolojik olarak dezavantajlı hale geliyoruz. Birilerince bize söylenebiliyor, ama biz ancak kendi kendimize söylenebiliyoruz!
Hatta bunların bazıları tebligat işlemi mahiyetinde ve hukuken önemli sonuçlar doğuruyor.
Bu mesajların bazılarında, "mesaj almak istemiyorsanız..." var. Denilenleri yaparsak ve arıza yoksa sistem bizi listesinden çıkarıyor. (Ticarî reklam mesajları için bu tür bir son not kanunen de mecburi.)
Ama bilhassa siyasî kişiliklerden gelen reklam, tebrik, vs. mesajları için böyle bir son not mecburiyeti yani alıcı listesinden çıkma hakkımız yok ve bu konuda ciddi sıkıntımız var.
Bakan da olsalar belediye başkanı da olsalar bir şahıs durumundalar ve şahsen mesaj gönderiyorlar. Yani mesaj kamu hizmetleri ile ilgili bir mesaj değil.
Bu kişiler bizim telefonumuzu nasıl ve ne hakla buluyorlar ve biz geriye cevap için onların iletişim numaralarını neden bilemiyoruz
Telefon operatörümüzü aradık. "Bana bu kişiden mesaj geldi, ben de kendisine mesaj göndermek istiyorum numarasını verir misiniz" dedik "Sistem izin vermiyor" denildi. "O zaman bu kişiden mesaj gelmesini istemiyorum, bir çaresi var mı" dedik. "Buna da sistem izin vermiyor" denildi.
Ne sistem ama!
Aslında benzer durum çok farklı yerlerde de gelişiyor.
Üniversite öğrencisi sistemden ders seçmeye çalışıyor. Üniversitenin öğrenci mevzuatının izin verdiği bir tercihi yapmaya çalışıyor, ama "sistem izin vermiyor".

4