"Namaz kılıyor mu"dan "namaz mı kılıyor"a...

Eskiden insanlar kendileri namaz kılmasalar da namaz kılana itimat ederlerdi.

"Namazlı niyazlı adamdan zarar gelmez" diye inanılırdı.

Namaz kılan azdı ama namaz kılan değerliydi. Zira namaz değerliydi. (Allah katında samimî namaz elbette halen de değerli. Her zaman değerli olacak).

Hele bilhassa temsil konumundaki devlet memurları, mesela kaymakamlar, namaz kılıyorsa, hele hele düzenli olarak camiye gidiyorsa bu fevkâlade kıymetli bir şey sayılırdı. Memura ve dolayısıyla devlete itimat sebebiydi.

Bu tür görüntüler bir tür şeair idi. Yani toplumsal dinî motiflerin başta gelenlerinden biri idi. İnsanların kalbine ferahlık ve ders veriyordu.

Bu durum bilhassa Osmanlı dönemindeki devlet görevlileri için geçerli idi.

1925'ten sonra CHP tek partileşti, laiklik geldi, sekülerizm olarak tatbik edildi.

Devlet dinin dışına çıkarıldığı gibi temsil makamındaki memurlar da seküler görüntü vermek zorunda bırakıldılar. Müftüler bile ve camiye bile fötr şapka takıp girmek zorunda bırakıldılar. Tren yolunun güneyindeki "başkent Ankara" mabedsiz laik kent olarak planlandı. (Tek istisnası bir tür mabed gibi görünen anıtkabir idi.)

Millet bundan elbette memnun olmadı. Dindarlığını gösterebilen dindarların iktidarını özledi, istedi.

Ellilerden itibaren Demokratlar sayesinde olmaya başladı da.

Ankara'da tren yolunun güneyindeki laik başkentte anıtkabir dışında bir mabed inşa edildiğini görmek ya da herhangi bir şehirde kaymakamı ya da subayı camide görmek, dindarlar için muhteşem bir şeydi.

Olanla yetinmediler, daha fazlasını istediler. Bu da iyiydi.

Sonuçta 2002'de iktidara AKP geldi.

24 senelik AKP iktidarında "görünen camiler"in sayısı da kalitesi de katlanarak arttı. Güzel.

Peki namaz kılanların oranı arttı mı

Araştırmalar artış olmadığını gösteriyor.

Ama haydi "onlar yalan yanlış araştırmışlar, aslında o da arttı" diyelim.

Peki namaz kılana itimat oranı da arttı mı ya da hiç değilse aynı seviyede kaldı mı

İşte bu soru can alıcı.

AKP'nin, iktidarda kalabilmek için her şeyi ve dini de siyasetine alet etmeye mecbur kalan siyaset anlayışına sapmasından sonra ne oldu