Külliyeden geçer, gider, biter...
Adalet Bakanı'nın yargı paketinin "Külliye tarafından şekillendirileceği" açıklaması, kuvvetler ayrılığının tamamen çöktüğü bir sistemi mi yansıtıyor?
Yazar, Adalet Bakanı'nın yargı paketi hakkındaki açıklamalarından hareketle Türkiye'de kuvvetler ayrılığı ilkesinin ortadan kalktığını iddia etmektedir. Bakan'ın kanun teklifinin "Külliye tarafından son şeklinin verileceği" ifadesi, Yürütme'nin Yasama'ya hâkim olduğunun göstergesi olarak sunulmaktadır. Ancak bu durum bilinçli bir tasarım mı yoksa sistem konusundaki bilgisizlikten mi kaynaklanıyor sorusu açık kalmaktadır?
Adalet Bakanı Akın Gürlek, paket paket dağıtılan yargı işlerinin bir parçası olan yeni yargı paketi ile ilgili olarak geçen gün gazetecilere şöyle bir şey söyledi:
"On ikinci yargı paketini önce Cumhurbaşkanlığı Külliyesine sunuyoruz. Oraya sunduk. Daha sonra, oradan geçtikten sonra da Adalet Komisyonu. İnşallah o sırada da kamuoyuna bilgilendirme yapabileceğiz."
Burada kastedilen "Külliye" elbette bir yer adı olan Külliye değil, kendisinin bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığı makamı idi. "Makama sunduk" değil de "Mekâna sunduk" demesi çok da önemli değil. "Belki makamın adını ağzına destursuz almaktan çekinmiştir" der geçeriz.
Ama bu kısa sözlerin arkasındaki diğer manalar çok mühim.
Sayın Bakan demiş oldu ki "Öncesinde bu paketle ilgili olarak size ayrıntılı bilgi veremiyoruz. Zira paketin son şeklini biz vermeyeceğiz, Külliye verecek."
Bu açıklamada yanlışlık şurada:
Yeni Anayasaya ve CHS'ye göre Yürütmenin Yasamaya kanun teklif etme hakkı yok. Yani Bakanlar Kurulu da Bakanlar Kurulu'nun kanun tasarısı da eskide kaldı. (Kanunda yeri olmayan, ama muktedirlerin haberlerinde verilen kabine ve "kabine toplantısı" ise "tek adam rejimi"ni gözden uzak tutma gayretinden başka bir şey değil).
Bu sistemde TBMM'ye sadece "Kanun teklifi" sunulabilir ve onu da iktidar ya da muhalefet partilerine mensup ya da bağımsız milletvekilleri sunar. Yani kanun teklifleri Meclise vekiller vasıtasıyla gelir. Mecliste üyesi ya da grubu bulunan partilerden veya bağımsız vekillerden gelmiş olur.
Meclisinin ruhuna el Fatiha...
Sayın Bakan yukarıdaki açıklamasıyla bir de demiş oldu ki "Adalet Komisyonuna geçtikten sonra biz bilgi vereceğiz."
Buradaki Adalet Komisyonunun Adalet Bakanlığına bağlı bir komisyon olduğunu sanmayınız. TBMM'nin bir komisyonu. Ama bir kanun teklifi oradan geçerken ya da geçince verilmesi beklenen bilgiyi bile TBMM'den birileri değil Adalet Bakanı veriyor.
Demokrasinin olmazsa olmazı durumundaki kuvvetler ayrılığı ilkesi de hukuk devleti ilkesi de Meclisin Yürütmeden bağımsız çalışmasını gerektirir.
Ama bizde onlardan eser kalmadığı için durum bu vahim halde.
Ve bu işler ve gidişler normalmiş gibi görülsün isteniyor.

16