Kızım Fatıma veznedar olmayaydı iyiydi!

Dindar nesil, kindar nesil derken sıra "veznedar nesil"e geldi.

Fon vurgununun kalıcı olarak açığa çıkardığı önemli hususlardan biri, tek adam rejiminin devlet yönetmedeki başarısızlığı.

Elbette güzel şeyler de oluyor. Mesela bugüne kadar "zarar vermeyelim" diyerek sessiz konuşagelmiş olan bazı dinî gruplar adeta uyanıyor ve aleni sesini yükseltiyor.

Erenköy Cemaati olarak da bilinen Topbaş Grubuna ait Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı, 14.10.2026'da, "Toplumsal ürümeyi Kabullenmiyoruz! İnsan Kalmak İçin Bir ağrı" başlıklı önemli bir manifesto yayınladı ve sonrasında da –başka bazılarından farklı olarak- geri adım atmadı.

Web sayfasındaki bilgilere göre bu Vakıf 2011'de "Vergi Muafiyeti" statüsü kazanmış. 2013'te "İzin Almadan Yardım Toplama" hakkı kazanmış. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (UN ECOSOC) üyesi de olmuş.

Başlığı bile adeta tarihe not düşen bir vecize durumunda olan manifestosunun bazı cümlelerini verelim:

***

Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır. Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz.

Fon krizi, çürümenin cüzdana da sıçradığını ilan etti. Helali haramı ayırmadan "köşeyi dönmek" marifet oldu. Uyuşturucu "yaşam tarzı", sanal kumar "fırsat" diye pazarlanıyor. Evlerin ocağı sönüyor, aileler borç ve utanç içinde dağılıyor. Mahremiyet perdeleri tek tek yırtılıyor, beden metaya çevriliyor, insan beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor. ... Biz, bunu kabullenmiyoruz.

ocukların zihnine lağım akıtan, aileleri tarumar eden yapımlara göz yuman her sessizlik, o yayının ortaklığıdır.

Denetim kurumlarının elindeki yetki süs değildir. Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.

Sadece şikâyet eden, alternatif üretmeyen, güçlünün yanlışına susup sadece zayıfın hatasını dile getiren bir ahlak söylemi, inandırıcılığını kaybetmeye mahkumdur. Yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susan, ahlaktan bahsetme hakkını da kaybeder.

Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma rüşvet ve yolsuzlukların suçluları ve sorumluları kim olursa olsun, hesap vermelidir.