Geçtiğimiz günlerde, resmî vasıfsız veliaht Bilal Erdoğan'ın "Türkiye Gençlik STK'ları Platformu (TGSP)" Genel Kurulunda epeyce tartışılan bir ifadesi olmuştu:
Önce "Gençliği çok sıkıntılı bir durumda değerlendiren söylemler ve devamlı topluma karamsarlığı empoze eden bir diskur yaygın. Bundan kurtulunması gerektiğini önemle vurgulamak istiyorum" diyerek olumsuzluk fikrinin bir algıdan ibaret olduğunu savunup bu algıyı yıkmak gerektiğini belirttikten sonra şunları da söyleyivermişti:
"Hem herkese hitap edeceğiz. Hem kendi kimliğimizle hitap edeceğiz. Ama nedir Yeniden bu toplumda 'dindar olan insan iyidir' yargısını güçlendirmek zorundayız. 'Yaa biz ne dindarlar biliyoruz, biz ne namaz kılanlar biliyoruz, ne hocalar hacılar gördük' meselesini bitirmenin yolu, Müslümanlar olarak bizim dinimizi doğru temsil etmemizin yolu, bu toplumda iyiliklerin kaynağının yine Müslüman insanlardan ve yine dindar insanlardan geldiğini muhakkak ciddi şekilde yerleştirmekten geçiyor."
Bu sözler birilerine göre basitçe bir gaf idi, ama aslında dindarlar ve din hizmetleri için işlerin kötüye gittiğini gösteren açık bir itiraf idi.
Bilal Erdoğan'a bu konuda bizce en nazik ve en iyi cevabı Ali Babacan vermişti. "Benim kendisine tavsiyem, bu konuda sevgili pederiyle şöyle samimi bir hasbihal etmesi. Toplumda dindarlarla ilgili yargılar niçin bozuldu Bu yargıları kim bozdu Başlarını ellerinin arasına alıp, bu konuyu ciddi bir biçimde düşünmeleri lâzım."
"Görünüşte dindarlar"ı da kuşatan yolsuzluk, fuhuş, uyuşturucu operasyonları, vs. gösteriyor ki iyi durumda değiliz.
Gelinen halden memnun musunuz ve çıkış yolunuz var mı ey muktedir dindar dostlar
Biliyorsunuz ki "devlet kesesinden mal bağışlayan" dindarlar AKP döneminde çoğaldı.
AKP'nin elindeki devlet, "Ben kendi din hizmetimi yapıyorum, hürriyetime dokunma, gölge etme, başka ihsan istemez" diyenlere hep şüpheyle baktı.
"Din hizmeti yapacağım, para ve imkân lâzım, senden de gelse kabulümdür" diyenlere ise kesenin ağzını açtı. Tek şartı vardı: Kayıtsız şartsız biat.
"Akıl verme, rey ve destek ver, kendi ortamlarında benim propagandamı yap ve yaptır, ben de sana destek vereyim; önünü açayım, ardını temizleyeyim, kirlerini yıkayayım" diyor.
Bu konu Bülent Arınç'ın 2014'te söylediği -ama belki de sonradan pişman olduğu- "Her şeyin garantisi biziz. O cemaatler beni çok iyi bilir, ben onları çok iyi biliyorum. Bursa'dan bu cümleme dikkat etsinler; 'Biz varsak siz varsınız, biz yoksak siz de yoksunuz." sözleriyle literatürümüze kazandırdığı "öcü gösterme" prensibini de hatırlatıyor.

20