Düşmanın el-Hannas kılıklısı-2

Son yazımızda Muhterem Avukat Bekir Berk ve Yeni Asya ile ilgili tezvirata kısaca cevap verdik. Ancak meselenin bir de Nur Talebelerine bakan bir yönü var.

Bu sebeple bu gibi konulardaki prensipleri de ortaya koymamız lazım.

Nur Talebelerinin zaman içinde kendi aralarında yaşadığı meşrep ve üslup farklılıklarını bir kavga sebebi yapmayız, bizden görünüp de böyle yapmamızı isteyenlerin oyununa gelmeyiz.

Bekir Berk dahil bir çok hizmet erbabının Nurları tanımadan ve tam teslim olmadan önceki fikir ve aksiyon çizgilerini ve faaliyetlerini bugün birileri bir leke gibi göstermeye kalksa da ciddiye almayız.

Öncelikle bilhassa komünizmle mücadele hususunda 1990 öncesini ve sonrasını ayırmak lazım.

İkinci Dünya Savaşı ile başlayıp 1990'larda Doğu Blokunun dağılması ile sonuçlanmış görünen soğuk savaş dönemindeki iki kutuplu dünyada Türkiye doğru tercihi yaparak NATO'ya dahil olmuş ve Avrupa Birliği üyeliği talebini ısrarla sürdürmüştür. Komünizmin yayılmasını ve Türkiye'yi de kuşatmasını engellemeye yönelik bütün gayretler alkışı ve tebriki hakeder.

1990 sonrasındaki karmaşık dönemde de Türkiye Batıya ve NATO'ya yönelik bu tercihini AB üye adaylığı ile sürdürmüştür.

Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti öyle zannedildiği gibi dron imal ettiği için filan değil, doğrudan bu köklü bağlantıları sayesinde bölgesinin barış istasyonu vaziyetinde kalabilmiştir. Devleti bu kararında sebat ettirmek bizim vazifemizdir.

Hem, komünizmin arkasındaki materyalizm ve ahlaksız dinsizlik fikriyatı eskiden de bugün de dünyanın başının belası ve bizim baş düşmanımızdır.

Bu sebeple, bizler, o dönemin şartlarında kurulmuş olan ivazsız garazsız şeffaf işbirliklerini bugünün şartlarında "alet olmak" gibi görüp gösterenlere alet olmayız. Biz Hazret-i İsa ile Hazret-i Mehdi'nin sembolik buluşmasının hakikî manasını bilenleriz.

Biliriz ki o müzevirlerin amacı, Türkiye'yi Hür Dünya mihverinden çıkarmak ve kıyametin kopmasına zemin hazırlamaktır.

Yakın mazide, birilerinin, ölüm döşeğindeki bazı Muhterem Ağabeylere söylettiği sözleri, istihbarat operasyonlarına meraklı başka birilerinin bağlamından koparıp kesip kırparak kendince delil oluşturup netice üretmesi ve kafa karıştırıcı bir mani olarak önümüze koymaya çalışması bizi hiç ilgilendirmez.

Kafamız karışmaz, dostumuza kalbimiz soğumaz, düşmanımıza buğzumuz azalmaz; önümüze sürülen bu türden bütün engelleri atlar geçeriz, hizmetimize bakarız.