Devleti devletten koruyamayan devlet

Anlatacaklarımız bu ülkede yaşanmış. Hem de yakın zamanda.

Ama haber; TRT'de, Anadolu Ajansında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında, iktidar medyasında ve ana akım medyada bir nebzecik bile yok! Türkiye Büyük Devlet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'un da haberi yoktur muhtemelen!

Bu yüzden yazmamız lazım ve bu sebeple yazacaklarımız kıymetli.

Kıyıda köşedeki haber kanallarında yer alan bilgiye göre, şimdinin AKP Burdur Milletvekili ve öncesinde sekiz sene Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin rektörlüğünü de yapmış olan Prof. Dr. Adem Korkmaz, Burdur'un kamu velisi ve evliyası Vali Tülay Baydar Bilgihan'dan korkmuş.

(Korkmaz için soyadıyla uyumlu bir davranış değil ama bu memleket bir zamanlar korkudan vücut kimyası bozulan bir "Korkmaz Yiğit" ironisi de görmüştü.).

Korkmaz, bir vekil olarak hemşehrilerinin dertlerini ve şikayetlerini Ankara makamlarında dile getirip dururmuş. Bu şikayetler Valiye Hanımı üzmüş, kızdırmış, başarısız göstermiş.

Bunun üzerine Bilgihan, Korkmaz'ı defalarca tehdit etmiş.

(Ki Bilgihan Bilge Kağan demektir. Ve bu da bir ironik tevafuktur!).

Korkmaz'ın açıklaması şöyle:

"Evet, böyle bir şey olursa hocayı götürürüm. 'Seni' demiyor, aynı ifadeyi, 'Hocayı götürürüm' şeklinde tekrarlayınca konuşacak şey bitmiştir. Ben bir yıldır bunun ağırlığıyla yaşıyorum. 'Götürürüm' ifadesi ortada duruyor. Ne anlayacağım Bu siyasî bir ifade midir Benim can güvenliğimi kim koruyacak Ben bu tehdidin içini nasıl dolduracağım Bu dil ezbere bir dil değil, bilinçli şekilde inşa edilmiş. Söylenen sözle bütünleşen uygulama ve davranışlar ve en son 30 Ağustos kutlamalarında Valilikten tardedilmem üzerine adresimin bulunduğu Ankara'da, valilikten koruma talep ettim."

Bu, sıradan kişiler için ve basit bir güvenlik meselesi değil. Vekilin beyanına bakılırsa ortada ciddi bir suç iddiası var.

Ama Vekil Korkmaz -nedense!- siyasetten bağımsız çalışan Burdur Cumhuriyet Başsavcılığına gitmiyor. Ankara'nın evliyası Valisi Yakup Canbolat'ın şefkat ve merhamet kanatlarına sığınıyor.

(Bu da ironi!).

Şamil Tayyar konuyu sosyal medyadan duyurup tarafları sükûnete davet ediyor. Ama gerekçesi ilginç:

"Ortada bir ölüm tehdidi kesinlikle yok. Cumhurbaşkanımızın hukukunu düşünerek hareket etmek zorundalar. Nihaî aşamada faturayı cumhurbaşkanımız ödüyor. Biraz sağduyu."