Türkiye'nin, başta Kemalizm olmak üzere dinleşmiş ideolojilerden ve ideolojileşmiş dinlerden kurtulabilmesi ve insan haklarına saygılı tam demokrasiye geçebilmesi lâzım. Bunun için de AB üyelik kriterlerini yerine getirmesi lâzım.
Ama bu sürece...
-Jakoben CHP zihniyeti, "AB'ye üyelik devrimlerden taviz manasına gelir, inkılaplar elden gider" dedi, karşı çıktı.
-Başkasını yutmakla beslenen milliyetçilik meraklıları "AB'ye giriş süreci devletin bölünmesi sonucunu doğurur" diyerek direndi.
-İslâmcıların bir türü olan siyasal İslâmcılar da "Demokrasi gelirse din elden gider" diyerek korkup korkuttu.
Bu üç akımdakiler "AB batıyor boş verin orayı" diyenlerin dolmuşuna binmeye hep teşne oldu.
İhsan Umun, Medyascope'da, AB ile Hindistan arasındaki ticaret anlaşması münasebetiyle "Avrupa Birliği çöküyor mu" başlıklı bir inceleme yazısı kaleme aldı. Sonuç cümlelerini tahlil edelim:
-"Tarihsel bir perspektifle bakıldığında, AB'nin uyum kapasitesi ve yenilenme yeteneği etkileyicidir."
Gerçekten, AB kuruluşundan bu yana geçirdiği değişimle; halklar, kültürler ve devletler arasında gönüllülük esasına ve müzakere kültürüne dayalı ittifakların ve hatta ittihadların mümkün olduğunu göz önüne sermiş durumda.
Yeni Asya okuyucuları için en önemli sosyal kavramlardan biri olan ittihadın böyle somut bir örnekle tecessüm ve tekamül etmesi, ittihad-ı İslâm için de ümitleri arttırmalı.
-"Birlik, askerî güçten ziyade normatif çekicilik, ekonomik yaptırımlardan ziyade yapıcı ortaklıklar ve agresif genişlemeden ziyade kural koyucu liderlik yoluyla küresel sahnedeki varlığını sürdürüyor."
İnanıyoruz ki -erken bir kıyamet kopmazsa- ABD'li NATO ile ABD'ye rakip AB arasında askerî güce dair uyum ve ilişki meselesi de eninde sonunda bir çözüme kavuşacaktır. Ancak yazarın "normatif çekicilik" olarak ifade ettiği devletler üstü bir "iç hukuk" oluşturma kapasitesi, bir ittihad için askerî güçten daha kıymetli.
Aynı şekilde rakiplerle ilişkilerde buyurucu ve yaptırımcı tavır yerine ortak büyüme modelleri geliştirebilmek de fevkalade kıymetli.
"Fetihçi devlet modeli"nin mazide kaldığı düşünüldüğünde, maziye ait bir kavram olan emperyalizmi çağrıştıran agresif genişlemeler yerine; insanlığın, toplumların ve çevrenin lehine olabilecek kurallarla evrensel köyün bütün mensupları için uyum süreçleri geliştirmek fevkalade kıymetlidir.

5