15 Temmuz'un hukukî muhasebesi-2

İlk yazımızda Bakan Gürlek'in açıkladığı tablodan yola çıkarak darbe davalarındaki kitlesel hataları tesbit ettik.

İkinci dava grubu olan örgüt üyeliği davalarında da baştan itibaren ilk düğme yanlış iliklendi ve kitlesel zulümlere kapı açıldı. Şöyle:

Darbe teşebbüsünü bir başlangıç ve suç örgütünün varlığı için yeterli delil sayıp ama darbeden geriye giderek yani zamanı ve hükmü geriye işleterek hüküm vermek yanlıştı.

Zira devlet ve siyaset nezdinde eskiden cemaat ve hatta "en makbul cemaat" sayılan bir yapının -darbeye kalkıştığı iddia dahi edilmeyen- mensuplarını "darbeye kalkışan terör örgütü"ne üye oldukları gerekçesiyle cezalandırmak yanlıştı.

Ama bu yanlış bile isteye yapıldı, sürdürüldü. AİHM'in, -köşemizde de ayrıntılı olarak değerlendirdiğimiz- Yüksel Yalçınkaya pilot (öncü-grup) kararına ve Şaban Yasak (Büyük Daire) kararına ve benzeri çok sayıda karara rağmen, Yargıtay bu kararlara uymayı reddetmek suretiyle bu tutumunu sürdürüyor.

Üstelik içlerinden bazılarının işlediği iddia edilen ("Ankara'yı parsel parsel peşkeş çekmek" gibi) somut suçlar, suç ortağı durumundaki hatırlı siyasîlere dokunmamak adına yargılama konusu edilmedi. Bu tutum kamu vicdanını daima sızlattı.

***

Bu davalarla ilgili olarak yine Bakan Gürlek'in açıkladığı tablo şöyle:

-Toplam adlî işlem yapılan kişi: 720.338

-Takipsizlik (KYOK) verilen kişi: 373.594

-Beraat kararı verilen kişi: 124.743

Kaldı geriye 222.001 kişi.

Bunlardan;

-Halen cezaevinde bulunanlar: 10.485 (480 tutuklu, 375 hükümözlü/hükmen tutuklu, 9.630 hükümlü)

-Davası derdest olanlar (devam edenler): 83.404 kişi

-Hakkında yakalama kararı bulunanlar (yargılama başlamadan ya da bitmeden yurt dışına kaçanlar ya da gaip olanlar): 33.827 kişi

Kaldı geriye 94.285 kişi.

***

Örgüt üyeliği yargılamaları ile ilgili olarak yukarıda aktardığımız rakamların özeti şu:

Yaklaşık 90 bin kişi yargı tarafından "devletin silahıyla terör eylemi yapan terörist" sayılmış, cezasını çekmiş çıkmış. Ama belli ki bunların önemli bir kısmının dosyası AİHM'den "ihlal var" kararı ile dönmeyi bekliyor. Erken bir kıyamet kopmazsa Türkiye devleti bunlarla da eninde sonunda yüzleşecek.

Buna karşılık yaklaşık beş yüz bin kişi hakkında takipsizlik ve beraat kararı verilmiş. Beraat alanların büyük çoğunluğunun da süreç içinde içtihatlarda -AİHM'in de dolaylı etkisiyle- yaşanan iyileşmeler sebebiyle önce mahkûmiyet ve sonra beraat aldığını unutmayalım.