Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk

Fatih Tutak, Osman Sezener ve Sinem Özler... Üç şef, NATO Zirvesi'nde Türk mutfağının profesyonel organizasyon kabiliyetini ve çağdaş vizyonunu kanıtladı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kurulan muazzam sofralar, sadece lezzetlerin değil, aynı zamanda dünya çapında bir gastronomi diplomasisinin de en başarılı örneklerinden biri oldu.

Ankara'da, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamındaki devlet yemeğinde, Türkiye'nin farklı coğrafyalarından seçilmiş ürünler ve lezzetler sunuldu.

Şüphesiz çok önemli bir haftayı geride bıraktık. NATO, oldukça çalkantılı bir dönemde ülkemizde toplandı. Gastronomi dünyası açısından da heyecan verici bir hafta yaşandı. Çünkü mutfağımızı dünyaya en üst düzeyde anlatma fırsatı doğdu.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk

"Ne servis edildi", "Kim servis etti" gibi sığ bir yaklaşımdan ziyade, konuya gastronomi diplomasisi açısından bakmak ve ülkemizin mutfak manifestosu niteliğinde bir değerlendirme yapmak daha doğru olacaktır. Ülkemiz; yedi bölge ve bana göre yirmi üç gastronomik alt bölgeden oluşan, farklı iklimlerin ve farklı kültürlerin sofrasıdır. Çok zengin bir mutfağa sahibiz. Böylesine zengin bir mutfağı her yönüyle iki günde anlatmak elbette mümkün değil. Çünkü "Türk mutfağı" üst başlığı altında ülkemiz, tek bir mutfaktan ibaret değildir. Yedi temel bölgeyi esas almak ve bunu yaparken mevsim gerçeğini de göz önünde bulundurmak, çok boyutlu bir çalışmayı gerektirir.

TARİH DOKUNUŞU YAKIŞIRDI

Yemeklere bire bir şahit olmadık; ancak aldığımız bilgilere göre gastronomi açısından kesinlikle başarılı bir sınav verilmiş. Ülkemizin her bölgesine başarılı bir şekilde temas edilmeye çalışılmış. Bu yaklaşım, "Türkiye çok kültürlü ve zengin bir gastronomi ülkesidir" mesajını veriyor. Aynı zamanda, son on-on beş yılda bütün dünyada yükselen mutfakta yerele dönüş anlayışını da destekliyor.
Menüleri incelediğimde birkaç küçük hatırlatmayı gerekli buluyorum. Ülkemizin tarihsel katmanlarını hissettirmek hoş olabilirdi. Mesela Hitit ekmekleri ya da Roma ve Bizans dönemlerinden bir iki örnek, çok anlamlı mesajlar verebilirdi. Ayrıca menülerde bazı bölgelere yönelik yoğunluk ve tekrarlar da olmayabilirdi.

Ülkemiz bir kuzu ülkesi. Şef Sinem Hanım'ın içli köftede kullandığının dışında hiç kuzu etiyle hazırlanmış bir çalışma göremedim. Üstelik tam da mevsimiydi.

Yemeklerden detaylar vereyim;

Türkiye'nin ilk iki Michelin yıldızlı şefi olarak bilinen Fatih Tutak, devlet ve hükümet başkanlarına verilen yaklaşık 60 kişilik resmî gala yemeğini hazırladı. Trabzon, Hizan, Denizli, Kayseri, Ayaş, Urla, Tokat, Gaziantep ve Kahramanmaraş gibi Türkiye'nin farklı bölgelerinden ürünleri aynı sofrada buluşturdu.

Diğer iki şeften biri olan Michelin yıldızlı şef Osman Sezener ve Od Urla ekibi ise lider eşlerine Çankaya Köşkü'nde verilen öğle yemeğini hazırladı. Ekip ayrıca Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde yaklaşık 15 bin kişilik basın yemekleri ile 4 bin kişilik delegasyon ve VIP açık büfelerinin organizasyonunu da üstlendi.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk

Michelin Rehberi tavsiye listesinde yer alan şef Sinem Özler ve Seraf ekibi ise yaklaşık 300 kişilik özel öğle yemeğinin hazırlanması ve servis organizasyonunu gerçekleştirdi.

Açıkçası, şef Sinem Özler'in üstlendiği görev, büyük ölçekli diplomatik organizasyonların en zorlu alanlarından biri. Yaklaşık 300 kişilik bir protokol yemeğinde sıcaklığın korunması, tabak standartlarının sağlanması, servisin eş zamanlı ve aynı kalitede sunulması, farklı beslenme tercihleri ile alerjenlerin yönetimi ve tabii ki uluslararası protokol standartlarının eksiksiz karşılanması gibi birçok unsurun kusursuz şekilde işlemesi gerekir.

Üçe bölünmüş organizasyonda şef Fatih Tutak, Michelin düzeyinde çağdaş Türk mutfağının ulaştığı noktayı ortaya koyarken; şef Osman Sezener, Ege ağırlıklı yerel ürünleri ve sürdürülebilir mutfak anlayışını öne çıkardı. Şef Sinem Özler ise yüksek hacimli diplomatik servislerde Türk mutfağının profesyonel organizasyon kabiliyetini başarıyla sergiledi.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk ÜÇ ŞEF, TEK VİZYON ŞEF FATİH TUTAK

Başlangıç: Taş fırın pidesi, Trabzon tereyağı ve Hizan karakovan balı, zeytinyağlı sebze sote ile yanık Denizli yoğurdu.

Ara sıcak: Kayseri mantısı, yanık Denizli yoğurdu ve isli Ayaş salçası.

Ana yemek: Deniz levreği, tarama, Urla sakız enginarı veya Tokat yaprağı ile ağır ateşte pişmiş dana kaburga.

Tatlı: Sütlü nuriye, Antep fıstığı köpüğü ve Maraş dondurması.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk ŞEF OSMAN SEZENER

Başlangıçta yedi yöreden yedi meze sunuldu. Ege'den peynirli kabak ezmesi, Marmara'dan nane haydari ve kaya koruğu turşusu, Akdeniz'den hibeş (limonlu tahin ezmesi), İç Anadolu'dan tarhana mus, Karadeniz'den mısır ekmeği, tereyağı ve elma, Doğu Anadolu'dan Erzincan tulum peyniri, ceviz ve bal peteği, Güneydoğu Anadolu'dan ise isli patlıcan, nar ekşisi ve Antep fıstığı menüde yer aldı.

ŞEF SİNEM ÖZLER

Başlangıç: Kabak çiçeği dolması; zeytinyağlı pirinç içi, dereotu, taze nane ve baharatlarla doldurulmuş kabak çiçekleri. Baklalı bebek enginar; taze bebek enginar, iç bakla ve yenilebilir otlar.

Ara sıcak: Seraf içli köfte; zırhla çekilmiş kuzu kaburga, but ve döş etiyle hazırlanan Seraf'a özgü iç harç, ince bulgurlu dış hamur, süzme yoğurt ve pul biberli sos.

Ana yemek: Izgara dana bonfile; közlenmiş patlıcan beğendi, mevsim sebzeleri, ızgara marul, bebek kabak, havuç, kuşkonmaz ve bezelye eşliğinde.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk

Tatlı: Baklava, irmik helvası ve vanilyalı dondurma.

Özetle, oldukça başarılı bir çalışma ortaya konulmuş. Ülkemizin saygın şefleri tercih edilmiş ve Türkiye'nin gastronomik zenginliğini yansıtan, geneline temas eden bir yaklaşım benimsenmiş. Emeği geçen her kademedeki arkadaşımızı yürekten kutluyorum.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk ŞEF SİNEM ÖZLER: TABAKLARIMIZ BOŞ DÖNDÜ

Zirve kapsamında 300 kişilik heyet yemeğini hazırlayan Şef Sinem Özler, sekiz aylık titiz bir çalışmaya imza attı. Menüyü Külliye'den gelen direktifler doğrultusunda şekillendirdiklerini belirten Özler, vazgeçilmez bir lezzet olarak zeytinyağlı kabak çiçeği dolmasını tercih etti. Bu özel ikramın heyetler tarafından çok beğenildiğini vurguladı. Omuzlarındaki büyük sorumlulukla yoğun bir heyecan yaşadığını dile getiren Özler, "Biz şefler için en önemli şey boş dönen tabaklardır ve tabakların hepsi boştu. Bu benim için gurur kaynağı oldu" ifadesinde bulundu.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk ŞEF OSMAN SEZENER: FAVORİ SAKIZ ENGİNARI

Resmî yemeğin menüsünü hazırlayan üç şeften biri olan Osman Sezener, yedi bölgenin coğrafi işaretli ürünlerini özel bir felsefeyle bir araya getirdi. Haftalar süren hazırlık sürecinde bütün yemekler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın onayından geçti.

Sezener, en az 70 kişilik ekiple 20 binden fazla kişiye servis yaparak büyük bir gurur ve tecrübe yaşadıklarını dile getirdi. Konukların hayranlığını ve yaşadığı mutluluğu aktaran Sezener, duygularını şu sözlerle paylaştı:

Böyle güzel bir sofrada Türk yemeğini tattıkları için hepsi ayrı ayrı teşekkür etti. En çok Urla'nın sakız enginarına hayran kaldılar.

Marifet iltifata tabidir: Mutfağımızla zirveye damga vurduk ŞEF FATİH TUTAK: MUTFAK HAFIZAMIZI ÇAĞDAŞ DİLLE ANLATTIK

Türkiye'nin gastronomi mirası, 36. NATO Liderler Zirvesi'nin resmî gala yemeğinde Şef Fatih Tutak'ın sunumuyla dünya liderleriyle buluştu. Haftalar süren hazırlıkla oluşturulan menü, geleneksel Türk mutfağını çağdaş tekniklerle bir araya getirdi. Ürün seçiminden sunuma her aşamayı bizzat yöneten Tutak; mevsimsellik, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ilkelerini esas aldı. Türkiye'nin farklı bölgelerindeki üreticilerden tedarik edilen ürünler, ülkenin mutfak kültürünü ve üretici emeğini yansıtan bir gastronomi anlatısına dönüştü.

Şef Tutak, gala yemeğine dair değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: