Anadolu olmadan sofralar eksik kalır
Mutfağı sadece yemek değil; kültür, üretim, ekonomi ve toplumsal hafıza olarak ele alan yeni bir gastronomi vizyonunun tam zamanı. Anadolu'nun binlerce yıllık geleneksel üretim tekniklerini ve kadim lezzet mirasını yerelden evrensele taşıyacak adımlar, dünya sofralarındaki yerimizi yeniden tanımlıyor.
Gastronomi organizasyonları; bölgeye özgü yiyecek ürünlerinin sunumu, üretimi, tadımı, yemek tarifleri, kültürel yemek ritüelleri ve törenleri, mutfak kültürleri ve gelenekleri gibi birçok unsuru içinde barındırıyor.
Anadolu olmadan sofralar eksik kalırKültür ve Turizm Bakanlığının bu bakış açısına yeterli desteği verebilecek derinliği, bilgisi, birikimi ve becerisi var. Yerelden evrensele, ulusal ve uluslararası platformlarda Anadolu'nun tümünü kapsayan mutfak kültürünü bu coğrafyanın kadim medeniyetleri üzerinden tanıtmak düşüncesi, geç kalınmış olsa da yavaş yavaş hayata geçiriliyor.
Konu geleceğimiz olduğunda geçmiş pratiklerden yola çıkılmalıdır. Üretim, üretimin işlenmesi, işleme bilgisinin aktarılması ve paylaşılması binlerce yıllık bir gelenektir. Anadolu, geleneklerin ve kültürlerin coğrafyasıdır.
Anadolu olmadan sofralar eksik kalırTeknolojiyi yok saymadan, yerelden evrensele tabiatı ve ürünleri işlemenin bir kültür olduğunu, bu kültürlerin dünya ile paylaşılması gerektiğine inanıyorum. Mutfağı yalnızca yemek değil; kültür, üretim, ekonomi, kimlik, hikâye ve toplumsal hafıza olarak ele alan bir yaklaşımı doğru buluyorum.
Ülkemizin her biri kendine özgü malzeme, hazırlanış ve sunumları ile karşımıza çıkan yemek çeşitliliği bizi şaşırtabilir. Sadece yemekleri değil, onları ortaya çıkaran bilgi ve beceriyi, kullanılan malzemeleri incelemek mutfağımızın temel yapısını anlamayı kolaylaştıracaktır.
Anadolu olmadan sofralar eksik kalır LEZZETLERİN EV SAHİBİÜlkemiz lezzetlerini, üreticilerini, ustalarını ve modern mutfak anlayışını ortak bir platformda buluşturarak sürdürülebilir bir gastro-turizm vizyonu oluşturmanın çoktan zamanı geldi. Kültürel belleğimizden modern dünyanın tüketim pratiklerine, coğrafyanın kimliğe bıraktığı izlerden geleneksel üretim tekniklerine uzanan geniş bir perspektif ve bilgiye dayalı gastronomi anlayışı büyük bir değer taşımaktadır.
Bu yolculukta şefleri, araştırmacıları, üreticileri ve gastronomi yazarlarını bir araya getirerek bu düşünceleri uygulamaya koymak, oldukça doğru ve akılcı bir yaklaşım sunmaktadır.
Anadolu, dünden bugüne var olan lezzetlerin ve kadim tarihin ev sahibidir. Onsuz dünya sofraları eksik, kültür ise yarım kalmış olur. Elbette öncelikle bu fikir ülkemiz insanları tarafından kabul görmeli ve sahiplenilmelidir. Bu anlamda yapılan her çalışma değerli ve önemlidir.
Bu düşünceler çerçevesinde, 15 Temmuz 2019 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan TGA, yaygın kullanımıyla Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, çok değerli bir adım atmış ve Kültür Yolu projelerini yönetme ve uygulama kararını almıştır. Keşke bu karar çok daha önce alınmış olsaydı. Geç kalınmış olsa da son derece önemli bir adımdır.
2019 yılında kurulan bu ajans, Türkiye'nin ulusal ve uluslararası pazarda markalaşmasını ve destinasyon tanıtımını yönetiyor.
GO TURKEY ile başlayan farkındalık oluşturma çabalarının, Kültür Yolu organizasyonlarının TGA bünyesine alınmasıyla daha da faydalı ve başarılı olacağını düşünüyorum.
Anadolu olmadan sofralar eksik kalır ETKİNLİKLERİN FAYDASI BÜYÜKDiğer taraftan, Kültür Yolu Projesi'nin 26 olan şehir sayısının artarak çoğalması ve diğer şehirlerin de kendilerini ifade edebilme fırsatı bulması çok değerli olacaktır. Şu ana kadar takip edebildiğim kadarıyla gerçekleştirilen Şanlıurfa ve Aydın programlarının oldukça başarılı geçtiğini aldığım bilgilerden öğreniyor ve bu sebeple daha da umutlanıyorum.
Kültür Yolu Projesi'nin yeni modeliyle ülkemize daha fazla fayda sağlayacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin başlattığı Türk Mutfağı Haftası etkinliklerinin de TGA tarafından sahiplenilmesi ve daha organize, daha anlamlı bir şekilde kutlanmasının çok daha verimli olacağını düşünüyorum. Ülkemizde bu tür kurumların etki ve yetki alanlarının daha da yaygınlaşması dileklerimle.
Anadolu olmadan sofralar eksik kalır YOĞURTLU TARHANA ÇORBASIMALZEMELER
>> 5 yemek kaşığı yoğurt
>> 5 yemek kaşığı tarhana
>> 1 su bardağı su
>> 2 yemek kaşığı tereyağı
>> 6 bardak sıcak su
>> 1 çay kaşığı nane
>> 1 çay kaşığı toz kırmızı biber
>> 1 çay kaşığı tuz
HAZIRLANIŞI
Tarhana ve yoğurt tencerenin içerisinde karıştırılır. Bir bardak su ile açılır ve on dakika bekletilir. Tencere ocağa alınıp sürekli karıştırılarak pişirilir. Yaklaşık altı bardak su eklenir. Kıvamına göre su miktarı artırılıp azaltılabilir. Arzuya göre et veya tavuk suyu ilavesi yapılabilir. Çorba kaynayana kadar pişmeye bırakılır. Kaynadıktan sonra sos tavasında tereyağı eritilir, toz kırmızı biber ve nane yakılarak üzerine gezdirilir. Sıcak sıcak servise sunulur.

12