2025 yılının son günlerini her an özlemini çektiğim İstanbul'da yaşadım. Oraya gidişimin nedeni de Can Yayınları'nın, kitap fuarında düzenlediği imza gününe katılmaktı.
Büyük kentlerde hemen her yıl açılan kitap fuarlarının bir amacı da yazarlarla okurları, gözlerini kitaplara açan gençleri birbiriyle kaynaştırmaktır.
Fuarlar ayrıca kültürünü geliştirmek isteyenler açısından yetiştirici bir okuldur. O kültürle beslenenler, okuma hevesiyle değil, okuduklarının etkisiyle yaratıcı güçleriyle içlerinde kendi kurdukları kültürel dünyalar yaratırlar.
AILIMLARKendimi kitaplar arasında var eden yönümle, kitaplarımı imzaladığım üç dört saat içinde okuma kültürümü beslemeye yönelik izlenimler edindim. Yanına kızını, oğlunu alan annelerin çoğunluğu okuma konusunda umut yarattı. Yaşadığım olayı unutamayacağım.
Bakışlarından ışıldamalar yansıyan anne ile oğlu arasında geçen şu olay yalnız beni değil, çevremizdeki herkesi kahkahayla güldürdü. ocuk, bir yandan alacağı kitabı seçerken birden annesine beni göstererek "Anne, sen başka anlatıyordun bu amcayı, oysa o da bizim gibi biriymiş" deyince herkesin yüzü birden bana döndü. O anda gülüşlerimizle şenlikler yarattık.
KADININ DEĞERİKadının etkin olmadığı toplumlarda her an bir yıkımla karşılaşılıyor. Bizde bunun örnekleriyle doluyor gazeteler. Gelişmiş toplumlara bakıyorum. Meclislerinde kadın-erkek sayısı neredeyse birbirine yakın. Toplumsal sorunlarla ilgili konuların tartışıldığı ortamlarda kadın erkek bir aradadır. Gelişmemiş toplumlarda ise kadının gizlenmesi önde tutuluyor. Ne acıdır ki o toplumlarda, kimileri kadının becerisinden, yaratıcılığından, akıl yürütmesinden yoksun kalındığının bilincinde bile değildir.
Bu anlayışın geçerli olduğu toplumlarda kadın bıçaklara, tabancalara kurban gidiyor. Daha iki gün önce gazeteler, bir babanın ortaya çıkıp önce iki çocuğunu, ardından eşini, sonra da kendini öldürdüğünü yazdı.

17