"Şükretmek nasıl olur efendim"
Mansur bin Mu'temir 40 yıl gündüzleri oruç tutup geceleri namaz kıldı, ağlamaktan gözleri az gördü. Peki, fedakarlığın sınırı nerede başlıyor?
Yazı, İslâm tarihinden bir velîye örnek vererek aşırı ibâdet ve fedakarlığın manevi değerini anlatmaktadır. Bu örnek aracılığıyla, gerçek şükrün ve îmânın pratik hayattaki tezahürünün ne olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Ancak, bedeni bu kadar yıpratan bir yaşam tarzı, İslâm'ın insana verdiği kıymetleri korumak ilkesiyle ne kadar uzlaştırılabilir?
Mansur bin Mu'temir hazretleri, Tâbiîn'den olup, hadîs ve fıkıh âlimlerindendir. 132 (m. 749) senesinde vefât etti.
Kırk sene gündüzleri oruç tuttu.
Geceleri namaz kıldı.
Az yer, az uyurdu.
Ama çok ağlardı!
Hattâ çok ağlamaktan gözleri az görürdü!
Annesi bir gün;
"Bu kadar ağlama oğlum, kendini helâk ediyorsun!" dedi.
Cevâbında;
"Üzülme anne" dedi.
"Niçin" deyince;
"Anneciğim bugün ağlarsam yarın âhirette, hiç ağlamam!" dedi.
Hâlini bilenler ona acırlardı.
● ● ●
Komşusunun kızı, bir gün babasına;
"Babacığım! Komşumuz Mansur'un evinde bir direk vardı, bugün o direği göremiyorum, acabâ ne oldu" diye sordu.

18