"Senden râzıyız ve seni affettik!.."

Hişam bin Abdülmelik'in öfkesini yatıştıran İbrâhim, liyâkatsizliğini savunmak için Kur'ân'ı zırh yaptı—ama vicdanı sese kulak vermeyenlerin affını alabilir mi?

Abdüllatif Uyan
05.04.2026
52
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, görevlendirilmeyi reddeden bir âlimin vicdanî direniş talebini, sultanın otoritesiyle karşılaştırarak, ilim ve iktidar arasındaki çatışmayı tarihî bir anekdotla sunar. Yazar, Kur'ân ayeti sayesinde reddişin meşrulaştırılabileceğini gösterse de, hakikat öfkesiyle karşı karşıya kalan insanın sessizliğinin ne kadar güçlü bir direnç biçimi olduğu belirsiz kalır.

İbrâhim bin Ebî Abele hazretleri, Tâbiîn'den olup hadîs âlimlerindendir.

152 (m. 769) da vefât etti.

Kendisi anlatır:

Halîfe Hişam bin Abdülmelik, bana haberci gönderip, sarayına çağırdı.

Yanına vardım.

Bana iltifat edip;

"Biz senin küçüklüğünü, büyüklüğünü ve her hâlini biliriz. Seni, işlerimde kendime yardımcı yapacağım. Bu sebeple Mısır'ın haracı üzerine, seni tâyin ettim"

dedi.

Hiç sevinemedim.

Cevap da vermedim...

"Niçin susuyorsun" dedi.

"Bu vazîfeyi yapacak gücü ve liyâkati kendimde göremiyorum. Onun için size faydalı olamam" dedim.

Cevâbı beğenmedi.

Hattâ gadaba gelip;

"Ne demek istemiyorum. İster istemez bunu kabul edeceksin!" dedi.

Ben yine sustum.

Kızgınlığı yatışınca;

"Konuşabilir miyim" dedim.