Yazı, tarihi İslami dönemin önemli bir şahsiyeti olan Muhammed bin Nadr el Hârisî'nin hayatından örnekler sunarak, vefa, fedakarlık ve dua etmenin önemini vurgulamaktadır. Bu dersleri ortaya koyan yazar, acıların ve zorlukların aslında birer nimet olarak görülmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak, kişisel zorluklar karşısında acıyı kutsamak deneysel olarak mümkün müdür?
Tebe-i tâbiîn'den Muhammed bin Nadr el Hârisî hazretleri, Kûfe'nin en âbidi diye tanınır.
Yanında ölümden bahsedildiği zaman çok mahzunlaşır ve kemiklerinden "gıcırtı" sesleri gelirdi.
Bu zâtın, Müslim isminde bir kimseden alacağı vardı.
Ona haber gönderip;
"Falan gün geleceğim, alacağımı hazırla" dedi.
O da parayı hazırladı.
Ama gidip de almadı.
Ona, birini gönderip;
"Sendeki alacağımı almaktansa, hediye etmem, benim için daha hayırlıdır. Onun için, alacağımı sana hediye ettim" buyurdu.
● ● ●
Bir gün de sevdiklerine;
"Ölüm acısı çok şiddetlidir" buyurdu.
"Nasıl" dediklerinde;
"Sanki bir diken dalını, bir kişinin içine koymuşlar, kuvvetli bir kimse de onu çekiyor. Kestiğini kesiyor, kalan kalıyor gibi olur"

25