Yazı, iyi niyetle yapılan hayırseverliğin, kötü niyetle yapılandan fark etmesi gerektiğini ileri sürer. Bu argümanı tarihi bir anekdotla destekler ve niyet kavramının dini hayırlı işlerdeki merkezi rolünü vurgular. Ancak, iyi niyet olmayan bir hayırseverliğin fakir insanlar açısından pratik değerinin olup olmadığı sorusu açık kalıyor.
Mısır'da yetişen meşhûr fıkıh âlimlerinden Hayve bin Şüreyh hazretleri, Allah dostlarından bir mübârek zâttır.
Eline, zenginlerin ihsânı olarak çok altın ve gümüş geçerdi.
Ama harcamazdı.
Fakîrlere verirdi.
Hattâ eline geçtiği andan itibâren evine gelinceye kadar, yolda hepsini dağıtır, evine geldiğinde onların hepsini yatağının altında bulurdu.
● ● ●
Bir akrabâsı vardı.
O, buna vâkıf oldu.
Ve kendi kendine;
"Ben de onun gibi yapıp, paraları fakîrlere dağıtsam, eve geldiğimde onları yatağımın altında bulur muyum" diye düşündü...
Onun gibi yaptı...
Paraları dağıttı.
Ama eve gelince, yatağın altında bir şey göremedi.
Çok üzüldü.
Morali bozuldu.

100