Yazı, İslami gelenekten çekilen anekdotlarla sabır, tövbe ve ilahi affın değerini vurgular. Ağlamak yasaklanması yerine gönül kırılmasının, son ana kadar teslimiyet ve ümit etmenin önemini öne sürer. Peki, acıyı bastırmak gerçek iyileşme midir yoksa çürüyün temizlenmesidir?
Tâbiîn'in büyüklerinden olan Sâbit bin Eslem Benânî hazretleri, 737 (H.120) senesinde vefât etti.
Bir ara gözleri rahatsızlandı.
Bir tabîbe gitti.
Tabip de baktı.
Ve ona dedi ki:
"Bir husûsa dikkat edersen, gözlerin iyi olur."
Hazret-i Sâbit sordu:
"O nedir ki"
"Ağlamayacaksın."
Hazret-i Sâbit;
"Ağlamayan gözde hayır yoktur!" buyurdu.
● ● ●
Yine bu zât anlatıyor:
Sinirli bir gence, annesi sık sık öğüt verip;
"Ey oğlum, senin için öyle bir gün vardır ki, sen hep o günü düşün" derdi.
Bir zaman geçti...
Oğlu hastalandı.

5