Şemmas Tuzağı
ABDULLAH YILDIZ
Aşağıdaki yazı, "Evs-Hazrec" denkleminin yerine "Türk-Kürt-Arap" denklemi konularak okunmalıdır:
İslâm'dan önce Medine'de yaşayan iki büyük Arap kabilesi Evs ve Hazrec, 120 sene birbirleriyle savaşmış, bu savaş Yahudi kabileleri Kureyzaoğulları, Kaynukaoğulları ve Nadiroğullarının güçlenmesine yol açmıştı. Evs kabilesinin Hazrec kabilesini yendiği Buâs harbinden sonra İslâm dinini kabul eden bu iki kabile arasında kardeşlik duyguları gelişmiş ve eski düşmanlıkları dostluğa dönüşmüştü. Aralarında birlik, beraberlik ve dayanışma güçlenmiş, İslâm düşmanlarına karşı tek yumruk olmuşlardı. Bu durumun kendi aleyhlerine olacağını düşünen Yahudi ileri gelenlerinden Şemmâs (Şâs) b. Kays, bir Yahudi gencini görevlendirerek iki Müslüman kabilenin gençlerine Buâs Savaşı'nı hatırlatmasını ve aralarında fitne çıkarmasını istemiş, genç de görevini başarıyla yerine getirerek Evs-Hazrec arasında fitne çıkarmış, düşmanlık ateşini körüklemişti. Sonunda her iki kabile de silâhlara sarılarak birbirleriyle savaş durumu almışlardı. Olayı haber alan Resulullah (s.a.) onları yatıştırmak üzere hemen yanlarına gelmiş, kendilerine nasihatte bulunmuş ve Şemmâs'ın tutuşturduğu fitne ateşini söndürmüştü. İşte Âl-i İmrân suresinin 98-103. ayetleri bu olay üzerine inmiş; Yahudilerin ve Hıristiyanların kitaplarında Hz. Muhammed'in geleceği bildirildiği, onlar da onun peygamber olduğunu bildikleri halde bu gerçeği ve Kur'an'ı inkâr ettikleri, insanların kalplerine şüphe düşürüp müminleri İslâmiyet'ten soğutmaya çalıştıkları için Allah bu ayetlerle onları kınamış, müminleri de uyarmıştır. Âl-i İmrân/98-103. ayetler mealen şöyledir:
"De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz"
"De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir".
"Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar."
"Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir."
"Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin."
"Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz."
Burada müminlere, Ehl-i kitaba gönderilen kitapları da -aslî şekliyle- onaylayan, gerçekleri apaçık ortaya koyan Kur'an gibi bir kitabın ayetleri okunup dururken, üstelik onların kitaplarında da geleceği haber verilen Hz. Muhammed gibi âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygambere iman etme şerefine erişmişken, bir grup Ehl-i kitabın (burada Yahudi

21