Kibirli Zorbalar

Kibirli Zorbalar

ABDULLAH YILDIZ

Kur'ân-ı Kerîm, iktidarlarının gücü ve mal-mülklerinin çokluğu ile böbürlenen nice kibirli zorbaların hiç beklemedikleri bir anda helak oluşlarına dikkatlerimizi çeker: Yeryüzünde haksız yere kibirlenip-büyüklük taslayan ve 'bizden daha kuvvetli kim var' (Fussilet, 41/15) diyerek meydan okuyan Âd kavmi... "Malı yığıp biriktirerek onu saydıkça sayan ve malının kendisini ebedi kılacağını sanan" (Hümeze, 104/2-3) insan ve toplum tipleri... Güncellersek; hâlâ kendini "güneş batmayan imparatorluk" diye adlandırmakla övünen, uzay mekiğine "Challenger" (meydan okuyan) ismini veren çağdaş sömürgeciler...

Anlaşılan o ki, güç ve servet çokluğu insan ve toplumlara, özellikle de zorba liderlere sonsuzluk duygusu vermekle kalmaz; kendilerine aşırı güvenen müstekbirler bir "meydan okuma" havasına girerler.

Böbürlenmek, özellikle toplumun önde gelenlerinin ve zulüm düzeninden çıkar sağlayan elebaşlarının tavrıdır: "Biz hangi ülkeye bir uyarıcı-korkutucu gönderdikse, mutlaka oranın refah içinde şımaran önde gelenleri: 'Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz' demişlerdir. Ve: 'Biz mal ve evlatça daha çoğunluktayız, dolayısıyla azaba uğratılacak da değiliz' demişlerdir." (Sebe' 34/34-35)

Yaptıklarının hesabını vermeyeceklerine inanan liderlerin daha da azgınlaşmaları, her türlü zorbaca yönteme başvurup ortalığı karıştırmaları, beklenmesi gereken bir sonuçtur. Ayrıca ekonomik imkânların, yönetici azınlığın eline geçmesi ve sosyal adaletin altüst olması da beklenmelidir. Nitekim Kur'ân'da bu zalimlerin, 'zorbaca sindirme yöntemlerinebaşvurarak iktisadi kaynakları ele geçirmelerine'dikkat çekilir: "Biz bunlardan önce nice kuşakları helak ettik ki, onlar zorbaca yakalamak (yani baskı ve şiddetle yönetip sindirmek) bakımından bunlardan daha üstün idiler; onlar bütün rızık yollarını da tutmuşlardı (veya ölümden kurtulmak için kaçacak delikler aramışlardı) ..." (Kâf 50/36)

Burada ABD'nin Venezuela liderini zorbaca tutuklayıp enerji kaynaklarına çökmesi hatırlanmalıdır.

Bu bağlamda Kur'ân-ı Kerim (Hûd 11/84-91) Medyen yöneticilerinin her türlü zorbalığı ve ekonomik yolsuzluğu yöntem haline getirdiklerini, bunu doğal bir hak telakki ettiklerini hatırlatır: Onlar, adaletsizlik yapıyor, ölçü ve tartıyı eksik tutuyorlardı (Hûd 11/84, Şuara 26/181-182). Ekonomik ve sosyal dengeleri altüst ediyor, terör estiriyor, bozgunculuk yapıyorlardı (Hûd 11/85, Şuara 26/183). Para ve mal kazanma konusunda diledikleri gibi hareket etmekten kendilerini hiçbir şeyin alıkoyamayacağına inanıyorlardı (Hûd 11/87). Medyenliler için karaborsa, soygun, vurgun, istifçilik, yolsuzluk gibi kazanç sağlayıcı her yol meşru idi. Dahası, Medyenliler, Hz. Şuayb aleyhisselama ve müminlere karşı kendilerini çok güçlü görüyorlardı...

Anlaşılan o ki; mal ve güç üstünlüğü insan ve toplumları adaletsizlik ve zulüm işlemeye itmekte; bu da kendi elleriyle kendilerini helâke sürüklemektedir