Fihrist Risalesi'ndeki Takriz mektubu üzerine… -1

Fihrist Risalesi sonunda bulunan Takriz mektubu hakkında farklı mülâhazalar olduğunu biliyoruz. Bu kısım ile alâkalı mülâhazalar bizlere de sual ediliyor.

Takriz, klasik İslâm ilim geleneğinde bir eserin kıymetini, maksadını ve ilmî/imanî mahiyetini ortaya koyan takdir ve tasdik yazısıdır. Genellikle eserin müellifi dışında, eseri iyi tanıyan güvenilir şahıslar tarafından kaleme alınır.

Fihrist Risalesi'nin sonunda yer alan Takriz, Risale-i Nur Külliyatı'nın te'lif gayesini, metodunu ve Kur'ân'la olan irtibatını beyan eden mühim bir şehadet metnidir. Bu takriz, doğrudan müellifin şahsını öne çıkaran bir takdim olmayıp, Risale-i Nur'un Kur'ân'a dayalı iman hizmeti olduğunu vurgulayan prensip metni mahiyetindedir.

Şunu da ifade edelim Fihrist Risalesi'nin son kısmında yer alan Takriz Mektubu isimsiz neşredilmiştir. Mektubun başında "Risale-i Nur'un ehemmiyetli ve kahraman şakirdi bir kardeşimizin takrizidir"1 ifadesine yer verilmiştir. Burada yer alan "ehemmiyetli ve kahraman şakird" ifadesi çok manidardır. Aynı Takriz mektubunun ilerleyen satırlarında "Beşinci Şuâ'nın On Dokuzuncu Meselesinde o Âl-i Beyt'ten olan Seyyid Zât-ı Muntazır'ın cümle-i vezâifinden olarak, 1. Siyaset âleminde, 2. Diyânet âleminde, 3. Saltanat âleminde, 4. Cihad âleminde olmak üzere icra ettiği vazife daireleri Risale-i Nur'un tarihçe-i hayatıyla tam müşâbeheti ve iltibassız tevafukâtı"2 ifadelerinde yerine alan "Risale-i Nur'un tarihçe-i hayatı" veya "mukaddeme-i meşrûtiyette İstanbul'a bir talebesinin gelmesiyle", "Risale-i Nur'un o şakirdini"3 tespitleri Takriz mektubunun bizzat Risale-i Nur müellifinin müzahereti ve tashihatı ile telif edildiği kanaatini kuvvetlendiriyor.

Takriz metninin mahiyeti

Risale-i Nur Külliyatı, bu asrın en mühim ve dehşetli manevî hastalıklarına karşı Kur'ân'dan alınmış çok kıymetli bir tefsir ve Kur'ân'ın manevî bir mu'cizesidir. Müellifi Bediüzzaman Said Nursî, bu eserleri ne şahsî bir ilmin mahsulü ne de felsefî bir sistem olarak te'lif etmiştir. Bilakis, Kur'ân-ı Hakîm'in imanî hakikatlerinden süzülen manevî feyizlerin bir tercümanı olduğunu açıkça ifade etmiştir.

Bu eserler, hususan âhirzamanda akıl ve kalbi hedef alan inkâr cereyanlarına karşı, imanı taklitten tahkike çıkaran bir metod takip eder. Risale-i Nur'un en ehemmiyetli vasfı ve vazifesi yalnızca şüphelere cevap vermekle kalmayıp, imânı akıl, kalb ve ruhta kökleştiren inşa edici bir yol izlemesidir.