Bediüzzaman'ın feragatı

Dünya büyük bir buhran geçiriyor. Bu buhranın çözümü Asr-ı Saadetin karelerini asrımıza taşımakla mümkündür. Bediüzzaman tam da bunu yapmış. Asr-ı Saadeti asr-ı ahirzamana taşımış.

Onun için Risale-i Nur mesleği, Sahabe mesleğidir. Hakîkat tâ Asr-ı Saadetten asr-ı ahirzamana intikâl etmiş. Hz. Hasan'ın (ra) yarım kalan altı aylık hilafeti Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsine intikâl etmiş. "Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir."1 Böylece onlara manevî irtibat ve hakîkat dersleri cihetiyle şimdiki Risale-i Nur'dan bize gelen meşreb alınmıştır. "ünkü, adalet-i hakikiye ile bu asırda insanları mes'ud edebilir bir istidatta bulunan, Risale-i Nur'dur ve onun şahs-ı manevîsi, Hazret-i Hasan Radıyallahu Anhın bir muavini, bir mütemmimi, bir manevî veledi hükmündedir."2

Bediüzzaman'a yapılan teklifler

Bediüzzaman'ı kendine çekmek ve nüfuzundan istifade etmek isteyenler ona çok cazip teklifler yapmışlar. "Meb'usluk, hem Darü'l-Hikmetteki eski vazifesini, hem Şarkta Şeyh Sünûsî'nin yerine vaiz-i umumî, hem bir köşk tahsisi"3 ve "üçyüz lira maaş"4 tekliflerini Bediüzzaman reddetmiş.

Hâlbuki bu teklifler yabana atılabilecek teklifler değildir. Bediüzzaman bu teklifleri kabul etseydi belki de çileler çekmeyecek, işkenceler ve zindanlar olmayacak, sürgünler yaşanmayacak, daha fazla insana hitap edebilecek, çok insanlara daha kolay imkânlarla ulaşılabilecek, umumî vaizlikle Şark'ta daha fazla eğitim kurumları açtırabilecek ve hedeflediği fen ve din ilimlerinin beraber okutulacağı üniversiteleri kurdurabilecek, meb'usluk ile devlet işleri elinin altında olacak ve daha fazla imtiyaz ve imkânlara kavuşacak, köşklerde daha müreffeh ortamlarda eserler yazılabilecek, maddî olarak belki de daha fazla imkânlara kavuşacak...

Evet, Bediüzzaman bu imkânları niçin kabul etmiyor İşte ahirzamanda zuhur eden iki dehşetli dinsizlik cereyan-ı azîmesinin tahribata başladığını hem teşhis, hem de onları bizzat tespit ediyor. Böylece yine Kur'ân'a ve ve sünnete muvafık bir metod olan feragat ve istiğna düsturunu tercih ediyor. Hadislerde gelen ihbarları dikkate alarak bu cereyanların durdurulması ve def edilmesi çaresinin öncelikle sırr-ı ihlâs ve burhanlarla olacağına ittiba ederek Ankara'dan ayrılıyor. ünkü "Gelen rivayetlerden, onlara karşı çıkacak ve mukabele edecek olan hizbü'l-Kur'ân hakkında, "O zamana yetiştiğiniz zaman, siyaset cânibiyle onlara galebe edilmez; ancak manevî kılıç hükmünde i'câz-ı Kur'ân'ın nurlarıyla mukabele edilebilir" tavsiyesine müraatla"5 Ankara'dan ayrılır.