Ağlamak, yemek içmek gibi insanî bir davranıştır. Onun için sadece kadınlar değil, erkekler de ağlar. Gözyaşı mukaddes bir sudur. Her gözden çıkmaz. İnsan ağlayabiliyorsa insandır.
Şeyh Sadi, sabah namazında hane halkını namaz için uyandırırken, bir yaşındaki bebeği de uyandırır. Bebek uyanınca ağlamaya başlar, hanımı, "Bey o daha bebek, onu niye uyandırıp ağlatıyorsun" der. Şeyh Sadi şöyle cevap verir: "Ben de biliyorum o bir bebek ama, seherlerde ağlamaya alışsın diye uyandırıyorum" der.
Allah dostları, özellikle seher vakti uyanık olup, dua ve tazarru ile gözyaşı dökerlermiş. Bu gözyaşları nefisleri tezkiye eder, insanın içindeki kötülükleri yıkar, insanı Allah'a yaklaştırır.
Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şerifinde şöyle der: "Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız." Bunun üzerine Resûlullah'ın Ashâbı yüzlerini kapatarak hıçkıra hıçkıra ağladılar. 1
Allah'ın Habibi, kâinatın yaratılış vesilesi, insanların en üstünü, Kur'ân'ın methettiği, meleklerin gıpta ettiği birisi, hayatta kahkaha ile gülmemiş, en fazla tebessüm etmiş ama yüzünde tatlı bir hüzün halini de hiç eksik etmemiştir. Demek ki insanın gülmek için pek az sebebi varken, ağlamak için pek çok sebebi vardır. Bunu ancak bilenler anlar, onun için de anlayanlar ağlar.
Hayatta kahkahayla gülen insanlar çok olduğu gibi, hüngür hüngür ağlayanlar da çoktur. İşsizlikten ağlayan gençlere, eşi vefat etmiş kişilerin göz yaşlarına, bir kaza veya tabiî âfet sonucu malını ve parasını kaybettiği için ağlayan ihtiyarlara sık sık rastlarız. Halbuki, gözyaşları o kadar kıymetlidir ki, sırf dünya için dökülmez. Bu gözyaşları, Allah yolunda dökülürse, kalp ve gönül kirlerini yıkamak için sarf edilirse, Cehennem ateşini söndürmek için akıtılırsa, o zaman ağlamanın bir anlamı olur. Bu gözyaşlarının her damlası, Allah katında çok değerli bir inci gibidir. Allah için ağlayanlara melekler şöyle dua ederler: "Allah'ım, ağlayanı ağlamayana şefaatçi kıl."

8