Geldiğimiz yerde

Her gün akla hayale gelmez iddialar savruluyor. Belgeye, delile, ölçüye endazeye ihtiyaç duyulmaksızın insanlar suçlanıyor. Türlü yollarla belediyelere el konuyor. Tehdit ve şantajın her türlüsü deneniyor. Yapılanlar, siyasi terbiye, yol yordam, asgari nezaket gözetmeyerek, hatta çiğnenerek yapılıyor. İşte geldiğimiz yer burası.

Geldiğimiz keyfilik ve yarattığı anarşi rejiminin sonuçlarını görüyoruz. Memlekette güven kalmadı. Kayırma, nepotizm bizi çürütüyor. "Anarşi" deyişimi açmalıyım: Her yerde menfaat grupları oluştu. Aracısız iş görülmüyor. Toplum kaygıya gömüldü. Devlette, toplumda, her yerde bir tür mafyalaşmayı engelleyecek güçte bir kamuoyu tepkisinin oluşmamasını iyi anlamak lazımdır. Değersizlik aldı başını gitti. Toplu yaşamanın kuralları dinamitlendi. İnsan ve toplum sermayemiz bakımından tehlike çanlarının durmadan çaldığı bir bozgun devresindeyiz.

Bu işleri normalleştiren toplumda hiçbir ölçü kalmaz. Ahlâkın zerresi bile aranmaz. Bunlar görülmemiş işlerdir.

BAŞIMIZA GELENLERİ BİZ GETİRDİK

Siyasetin kanun kural tanımazlık batağına düşmesini buradan bakarak anlayacağız. Bir kere bu kök sebebi ısrarla tekrarlamak zorundayız. Ola ki battığımız yanlışlardan dönecek bir silkinişe zemin hazırlar.

Gücü ele geçirenleri hizaya getirmek görevi kamuoyunundur. Siz ne iseniz başa getirdikleriniz de daha farklı olamaz. Diyelim ki istemediğiniz oldu, siz düzgünseniz ilk fırsatta değiştirirsiniz. Yanlışlara karşı çıkmayanın hiçbir iyilikten bahsetmesi mümkün değildir. Birine yapılan yanlış aynıyle hepimize yapılmıştır. Bir toplumu kurtaracak şuur buradan genişler.

Şu anda hücum altındaki CHP'ye yapılanları anlamaya çalışmayı ve gerekenleri söylemeyi namus meselesi görmek gerekir. Kime bir zorbalık uygulanıyorsa ona karşı çıkmayanın namussuzluğu, din diliyle söylersek şeytanlığı kesindir. Şeytanlaşan bir toplum olmamak için titreyen vicdanlar aranır. Kararan vicdanlar felaket getirir.

MEKTEP ÇOCUĞUNUN PARMAK KALDIRIŞI

Meseleler elbette tek yönlü değil. Muhalefettekiler, iktidar adayları, disipline verilmiş mektep çocuğu edasıyla savunmaya geçiyorlar. Yoksa doğru tepkilerle bu boğuntu bu kadar uzamayabilirdi. Durmadan saldırılar düzenleyene, çamur atana, iftira edene karşı yanlış yerden değilse bile yanlış halle davranırsanız halkın gözünde suçluluğunuza hükmedilir. O ezikliğe düşmüş görünürsünüz. Muhalefetin, özellikle CHP'nin bu psikolojik durumu anlamamasına şaşılır.

Yanlışlar bununla da sınırlı değil. CHP'nin başına gelenleri anlama konusunda zaafları var. Üstüne üstlük, ideolojik bakış da tuhaf bir liberal sol ağzına kayınca, önünü kendi tıkıyor. Ezici bir tercihle iktidar alternatifliğini perçinleyemiyor. Hakan Bayrakçı'nın anketlerine dikkat etmek gerek. Son seçim ölçümünde CHP ikinciliğe düşüyor. Memleket açlığa-yoksulluğa mahkûm eden bir iktidar karşısında ezici bir çoğunlukla önde olması beklenmez mi

Bütün bunların sebebi hükumetin yargıyı kullanması değildir. Etkisi azdır, yakın zamanda da CHP'nin lehine döneceği açıktır. Esas sebep başka: Ben de söylüyorum, söyleyenleri de duyuyorum: Dem diliyle konuşan bir kurucu parti olamaz. "Rehberimiz Deniz Gezmiş'lerdir" diyen bir CHP Genel Başkanı ne yapsa halka tam güven veremez. Halk, "Nerede kalmış, ne diyor bu adam" der, "kılavuzuna bak!" der, "bunlar akıllanmadı" der, kendi gibi sayması ve oy vermesi zorlaşır. Deniz Gezmiş