Bozulan insanın çürüttüğü dünyamız

İnsanların önce kendisini düşünmesine şaşılmaz. Siyasetçi ayrı bir kumaştır. Başa geçirir ve boş bırakırsanız, her zaman şahlanmaya hazır egosunun neler yaşatacağına şaşarsınız. Örnekleri tarihteki totaliter sistemlerde ve tek adam rejimlerinde sıra sıradır.

İnsanlık, geride kalmış her fenalığı tekrar yaşamaktan kurtulamaz. "Tarihin tekerrür edişinde" insan gafleti, unutkanlığı, aldanmaya ve aldatmaya yatkınlık, kanser hücrelerinin zayıf bünyede hareketi ve açığa çıkması gibidir. Metastazı(nüksedişi, sıçraması) önlenemezse götürür.

Toplum ve devlet hayatında kanseri yaratan, kuralsızlığın kök salmasıdır. Kuralsızlığı isteyene derhal tedbir almazsanız, kanserin dördüncü evresine kadar gidersiniz. Kurallar hijyen programıdır. Toplumun mikroplara yenilmesinin önünü alır. Herkesten önce yönetenleri çerçevelemek için konur. Çeşitli fren mekanizmaları içinde adalet kurumu son ve ince ayarı verir.

Düşüncesi devlet ve millet olmaktan çok kendisi olanlarla çevrilmemizi buralardan bakarak göreceğiz.

Neden ve nasıl bu hale geldiğimizi sorarsak cevabı bulunur. En geniş tarih çerçevesinden görünen şudur: İyileri seçeceksiniz. Bu da yetmez, denetleyeceksiniz.

KONTROLSÜZ GÜÇ YAKAR YIKAR

Uzun süren iktidarlar kural hijyenine dikkat edemez olurlar. Bozulmaları ve bozmaları neredeyse kaçınılmazdır. "Güç bozar" denmesiyle beraber düşünülecek bir meseledir. İleri demokrasilerde üst görevlerde bulunma zamanının iki dönemle sınırlanması sıradan bir gereklilik değildir. Olmazsa olmaz şart kabul edilir. İnsan ve dünya halini bilenlerin koyduğu bir kuraldır. Adı Cumhuriyet de, demokrasi de olsa tek adam rejimlerinde, totaliter eğilimlerde bu sınır ve dolayısıyle kontrol yoktur.

Kuralların getirdiği eşitlik iyiliği besler. Kuralları yan dolanma eğilimindeyseniz fertten topluma yayılan savunmasızlık kökleşir. Egosu azan yöneticinin kullanım alanı genişler. Kötü ve kötülük azar. Salgına uğrarsınız.

İnsan sermayemiz bozuk veya bozuldu derken gördüğümüz budur. İnsandan yana fakirleşiyoruz. Değerlerden hareket ettiğini söyleyenlerin bizi değersiz bırakışları bundan dolayı azıyor.

SUÇU YAYMA PROJESİ İŞLİYOR

Düzelmemizi ihtar eden bin bir olayın içinden geçiyoruz. Her gün bir belanın bağırdığı görülüyor. Uyanmıyoruz.

Sorumluluk duymayanlar tarafından yönetiliyoruz. Sistem varsa bunu kimseye yaptırmaz. Sistemin esası yetki ve sorumluk dengesidir. Yetki sonsuz ve sorumluluk hiç yoksa onun adı başka bir şeydir. O takdirde yıkılmadık yapı kalmaz. Nitekim kalmıyor. Bizim gibi binlerce yıllık devlet tecrübesi olan memleketlerde bile bunlar olur ama kalıcı olmaz.

Olanı doğru anlayacağız ki çıkış yolunu da bulalım. Her sabah bir operasyona uyanıyoruz. Çünkü sorumluluğunu unutturmak isteyen ve suçu başkasına atmak isteyen birileri var. Suçlanmadık kimse bırakmayacak ki kendi battığı çukur görülmesin. Suçu yayma projesi işliyor. Hem de hak hukuk tanımadan. Kişilik haklarına, en başta "lekelenmeme hakkı"na zerrece dikkat etmeden yapılıyor. Suç ararken de suç doğuran işler katlanarak gidiyor.

Sadece iktidara aday siyasi rakipler değil, her kesime suç sıçratılıyor. Uyuşturucu diyerek, sanatçılar, öne çıkan işadamları, yaptıkları işlerle toplumun önünde görünen insanları topluyoruz. Belki yüz kişiden biri yalnızca kullanmış çıkıyor. Çıksa da suç değil. Ancak tedaviye gönderebilirsiniz. Diğerleri lekelenmekle kalıyor.