Anlayarak duâ etmek ve yemek duâsı

Mübârek Ramazan geldi. Bir taraftan mutlulukla dolarken öbür taraftan Gazze'yi, Kudüs'ü, Doğu Türkistan'ı düşünerek kahroluyoruz. Buralarda yaşayan kardeşlerimiz yıllar var ki doğru dürüst Ramazan yaşayamıyorlar. Zâlim Çin, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin oruç tutamaması için türlü türlü numaralar çeviriyor. Gazzeliler bu bakımdan en hür kardeşlerimiz. Ama onların da tepelerinden bomba yağıyor, evleri bucakları kalmadı, yiyecek kuru ekmek bulamıyorlar. Bu Ramazan'da okunan Kur'an'lar, yapılan ibâdet ve duâlar hürmetine başta bu kardeşlerimiz olmak üzere dünyânın her yerindeki mazlûm ve muhtaç Müslümanlar zulümden, fakr u zarûretten kurtulur inşâallah. Hiçbir şey yapamıyorsak acılarını paylaşalım ve duâlarımızdan eksik etmeyelim.

Ramazan geldi, dostlar-akrabalar birbirlerini iftâra dâvet etmeye de başladı. Ne güzel gelenek. Allah kıyâmet sabâhına kadar bu güzellikleri devâm ettirsin.

İftâr sofralarında bir yemek (taâm) duâsı da mutlakâ edilir. Duâların baştan sona Arapça olanları var, bir kısmı Arapça, bir kısmı Türkçe olanı var, tamâmen Türkçe yapan kardeşlerimiz de var. Allah bütün duâları kabûl etsin. Ben tamâmen Arapça olan duâları işittikçe hep şunu düşündüm: "Şimdi şu sofrada oturanlardan hemen hemen hiçbiri bu duâda ne denildiğini anlamadı. Evet, Allah onu elbette işitiyor ve biliyor ama sofrada bulunanlar da anlasalar ve anladıkları için de daha bir gönülden "Amiin!" deseler daha iyi olmaz mı" Duâların bir kısmı Arapça olabilir ama sofrada bulunanların lisânından da cümleler bulunsa ne güzel olur. O zaman sofra daha bir şenlenir ve rûhânîleşir. Çünkü insanlar Allah'ımızdan ne istediğimizi anladı. Elbette daha bir yürekten katılacak, daha mâneviyâtlı, huşûlu ve istekli olarak "Âmiin!" diyecek. Bu imkânı Müslüman Türk'lerden esirgememek lâzım. Ayrıca bu Türkçe kısımda münâsip ifâdeler kullanılarak İslâmî şuûr verilebilir, var olan şuûr da canlı tutulabilir.

Bütün bunları düşünerek ben de kendimce bir yemek duâsı düzenledim. Duâ kalbimizden geçenlerdir aslında. Ama Allah'tan ancak helâl ve Allah'ın râzı olacağı şeyler istenebilir. Her iftâr ve sahûr sofrasında benim kalbimden geçen duâ da bu:

Elhamdülillâh elhamdülillâh elhamdülillâh.

Yâ Rabbi, kalbimize sevgi vererek bizi şu güzel sofra başında topladın. Bu sofranın hatırına Müslüman geçmişlerimizle birlikte hepimizi cennet sofralarında da buluştur. Bu sofranın hatırına hepimizin günahlarını affet, sevap ve hayırlı işlere gayretimizi artır. Yiyip içtiklerimizden hâsıl olan kuvveti isyanda değil rızâna uygun işler yapmada kullanmayı nasîp eyle. Bu maddî gıdâları mâneviyâtımıza vesîle eyle. Haramlardan kaçma, emirlerine koşma hassâsiyeti ver. Sofra sâhibinin evine sağlık, bereket ve huzûr, işlerinde kolaylık ve muvaffakiyet ihsân eyle. Aynısını hepimize ve bütün ümmet-i Muhammed'e ihsan buyur. Bu sofrada yiyip içtiklerimizden mahrûm olan bütün Müslümanlara da benzer nimetleri bol bol ihsân eyle. Gazze'de, Doğu Türkistan'da ve bütün dünyâda zulüm altında inleyen bütün Müslüman kardeşlerimizi zulümden kurtar, zâlimlerini kahr u perîşân eyle ya Rabbi! Müslümanlara birlik-kardeşlik şuûru vererek güçlendir. Bizi kâfirler karşısında ezik, sinik, perişan ve dağınık olmaktan kurtar. Bize cesâret ve cihad şuûru ihsân eyle. Yeryüzüne İslâm dînini hâkim kılma niyet, heyecan ve gayreti ver. Bütün İslâm ülkelerinin başına İslâm'ı baş tacı etmiş idâreciler nasîp eyle. Evlatlarımızı şer güçlerin şeytânî oyun ve plânlarından koru. Onlara Allah ve Peygamber sevgisi ile dînimizi severek isteyerek yaşama şuûru ver. Arkamızdan hayır duâ edecek nesiller nasîp eyle. Sevdiklerini sevdir, sevmediklerinden uzaklaştır. Âmin yâ Rabbi!