Kitlesel çocuk istismarı!

Burası bir devlet okulunun ana sınıfı... Ramazan farkındalığı drama etkinliğinde sınıfta yerlere seccadeler serilmiş. Önde 4-5 yaşında erkek çocukları, arkada başları ufacık örtülü kız çocukları.

Söz konusu fotoğrafı 20 Şubat'ta yayımlanan medreseleşme hakkındaki yazımdan sonra gönderen bir babaydı. Önceden haber vermediler mi bu uygulamayı diye sorunca, "Verdiler ama bu kadarını tahmin edemedim" dedi.

Etkinliğe katılım ailelerin gönüllülüğü esasına bağlı olmayacak mıydı, sorusuna ise yanıtı şu oldu: "Okuldan ramazan drama etkinliği için seccade ve başörtüsü istediler. Eşim, yarın göndermeyelim, hoş şeyler olmayacak dedi. Ben de çocuk bir etkinlik kaçırınca üzülüyor, ne yapabilirler ki diye düşünüp gönderelim dedim. Bu rıza almak sayılır mı emin değilim. Ayrıca gönüllü olmasak ne olacaktı ki Diyelim ki bizim imkânımız vardı, evde durabilirdi. alışan aileler ne yapacak"

"Alın çocuğunuzu ve neden aldığınızı da söyleyin" yorumuna, "Alıp nereye göndereyim!" dedi.

Kim bilir Türkiye'de kaç aile o baba gibi sıkışıp kalmış bir halde Özel okula gönderecek parası olmayan, çocuğunu bırakacak yakını olmayan ve devlet okullarında çocuğunun geleceği kararan milyonlarca anne ve baba!

UZMANLARDAN CİDDİ UYARILAR

Bu konu nedeniyle aklıma yaklaşık iki yıl önce 24 Nisan 2024'te bu köşede yazdığım yazı geldi. "Eğitimdeki dinselleşme kitlesel çocuk istismarıdır!" başlıklı o yazımda, psikolog, psikiyatrist, sinirbilimci ve eğitim bilimcilerin, Türkiye'de çocukların karşı karşıya olduğu en önemli tehlikeyi bilimsel olarak ortaya koyduğu bildiriden söz etmiştim.

Yayımlanan o ortak bildiride, çocukların maruz kaldığı zorunlu din eğitimi, 4-6 yaş Kuran kursları ve EDES gibi projelerle okullara din görevlilerinin atanması gibi uygulamalar hakkında önemli uyarılar yer alıyor.

Eğitimin dinselleştirilmesinde yeni bir aşamaya geçildiği, çocukların 11-12 yaşına kadar soyut düşünme yetisi geliştiremediği, somut düşünmeleri nedeniyle olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini tam olarak kavrayamayacakları, bu nedenle çocuk yaşta din öğretisine maruz kalmanın, depresif bozukluk, kaygı bozukluğu, uyku bozukluğu, ayrılma anksiyetesi gibi hastalıkları tetikleyebileceği, dini öğretinin çocukları takıntılı, ürkek ve kaygılı bireyler olmaya itebileceği, düşüncelerini baskı altına alacağı, özgür düşünme ve araştırma motivasyonunu azalttığı açıklanıyor.

OCUKLARIN KİŞİLİK GELİŞİMİNDE YARATILAN YIKIM

Bildiride altı çizilecek bölümlerden birisi de ahiret, günah, şeytan, cehennem gibi soyut kavramları anlamayan çocuklarda yaratabileceği etkiyi ortaya koyması...

Örneğin çocukların "Cehennemde yanarsın" sözünü duyduklarında, günlük yaşantılarındaki en ufak bir hatalarında cayır cayır yanacaklarını düşünebileceği belirtilmiş. Hatalı davranışlar, "Allah günah yazar, cezalandırır" gibi söylemlerle engellendiğinde ise çocuğun davranış ve düşüncesinde amaç, cezadan kurtulmak olacağından tutarlı bir vicdan gelişiminin olanaklı olmayacağı vurgulanıyor.