Kimin kürsüsü

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür. O kürsüde partiye oy veren seçmenlerin adına konuşulur ve o platform halk yararı için kullanılır; iktidar kuklalarının ya da bireysel çıkarlarının peşinde olan fırsatçıların kullanmasına izin verilmez.

Emperyalizme ve işbirlikçi saltanata karşı en ağır darbeyi indirmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün onurlu tam bağımsızlık mücadelesine zemin oluşturan o kürsü, koltuk kavgasına alet edilemez.

Seçimde kaybettiği koltuğa yargı darbesiyle tekrar oturanlar, kirli pazarlıklarla iş tutanlar o kürsüyü lekeler.

Bir yandan emperyalizme karşı görünüp diğer yandan onun savaş örgütü NATO'ya selam çakanlar da kürsünün onurunu zedeler.

İFLAH OLMAZ HALK DÜŞMANLARI

TBMM hakkında, 1921'de "Teşkilat, baştan sona kadar halkın teşkilatı olacaktır. Genel idareyi halkın eline vereceğiz. Bu toplumda hak sahibi olmak, herkesin emek sahibi olması esasına dayanacaktır" diyen Atatürk'ün kurduğu partide kürsünün gerçek sahibi de işçi ve emekçi olmalıdır!

Kapalı kapılar ardında belirlenen listelerin üst sıralarını parselleyerek üst üste altı, yedi dönem milletvekili olanlar, genel başkanın ağzından çıkacak onay için fırıl fırıl dönenler, emekçilerin değil emek sömürenlerin çıkarlarını savunanlar, ne halkın teşkilatında yer almalıdır ne de kürsüde!

Haklarını aradıkları için öğretmenler yaka paça gözaltına alınırken, madenciler tekme tokat dövülürken, halkın kürsüsünü iktidar kurgusu ile parti içi çekişme için kullananlar, iflah olmaz halk düşmanıdır!

YENİ OSMANLICILAR, NATO'CULAR...

TV programlarında, sosyal medyada haftalarca kürsü savaşlarını konuşanlar, şimdi de doğruluğu bilinmeyen birtakım "kulis bilgilerini" yayarak kurultay savaşları üzerine ahkâm kesmeye başladı. ıkar ilişkileriyle oluşturulan delege yapısıyla seçim yapsanız ne olacak diyen yok!

Bu ortamda "Ortadoğu'da en iyi işleyen yönetim modeli monarşi" diyen ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın söyledikleri, Öcalan'ın "Ortadoğu'daki ulus-devlet kördüğümü, bölgenin köklü ve ortak tarihsel mirasıyla çözülür" sözleriyle tamamlanırken...

Kılıçdaroğlu'nun "Türkiye, Osmanlı topraklarına küçülerek değil, büyüyerek girmek zorunda" yorumu da DEM Parti'nin "demokratik İslam" övgüsüyle buluşuyor.

Açılımı en başından beri destekleyen Özgür Özel ise "Yürüttüğümüz demokratik mücadele, bölgemizin, Avrupa'nın ve NATO'nun güvenliğini de şekillendirecek" mesajını, tam da Türkiye'de yeni karargâhlar kurmaya hazırlanan NATO'nun Ankara zirvesi öncesinde, emperyalizmin sesini duyuran Newsweek üzerinden veriyor...