Kalpaksız Kuvayı Milliyeciye saygıyla!

Uğur Mumcu, gazetecilik mesleğinde ve siyasi tarihimizde öyle kalıcı bir iz bıraktı ki Cumhuriyet gazetesinde "Gözlem" adlı köşesindeki yazıları, kitapları ve konuşmaları, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, Türkiye'yi ve dünyayı anlamak için karanlıkta bir fener gibi!

Araştırmacı gazeteciliğinin yanı sıra, Cumhuriyet Devrimi'nin ideolojik mücadelesini de hakkıyla veren gerçek bir aydındı Mumcu. Hedef haline getirilmesinin nedeni de buydu.

ÜZERİNDE ALIŞTIĞI SON KİTAP: KÜRT DOSYASI

Yazdıklarına ve söylediklerine tekrar tekrar bakıp yararlandığım Uğur Mumcu'yu bugünlerde PKK hakkında ortaya çıkardığı gerçeklerle bir kez daha andım. Araştırdığı son konunun "Abdullah Öcalan'ın bir süre MİT için çalıştığı iddiası olduğu ve bu yüzden öldürüldüğü", yıllardır yaygın bir şekilde dile getirildi. Suikasttan önce üzerinde çalıştığı yarım kalan kitap, daha sonra Uğur Mumcu Vakfı tarafından "Kürt Dosyası" adıyla yayımlandı.

Öcalan'ın geçmişini, tuhaf ilişkilerini, kimlerden destek aldığını belgeleyen o kitaba önsöz yazan Ali Sirmen, "Gerçekten de bu destekler ve ilişkiler olmaksızın, hiçbir şey Öcalan'ın 12 Mart'ın şedit savcısı Baki Tuğ'un elinden bu denli ucuz kurtulmasını açıklayamaz" demişti.

Mumcu, bir bombayla katledilmeden önceki altı ayda ağırlıklı olarak PKK hakkında yazmış, 15 Ekim 1992 tarihli yazısında "Kim Öcalan'ın eski kayınbabası" diye sormuştu. ünkü o sorunun da yanıtını bulmuştu. Öcalan'ın Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tanışıp 1978'de evlendiği Kesire Yıldırım'ın babası MİT'te çalışıyordu. Bunlar yıllar önce gazetelerde haber oldu.

Öldürülmeden 16 gün önce, 8 Ocak 1993'te ne yazmıştı

"Yakında yayımlanacak bir yayınımda, Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağım" diyerek birilerinin Türkler ile Kürtler arasında düşmanlık yaratarak "kanlı bir tuzak" kurduğunu vurgulamıştı.

LAİK CUMHURİYET İİN KESKİN BİR KALEM

Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesinin Kurtuluş Savaşı'nda kalpaklı Kuvayı Milliyecilerce Ankara'ya taşınan Yeni Gün Matbaası ile kurulmasının önemini bilen ve bu sorumluluğun gereğini en iyi biçimde yerine getiren bir gazeteciydi, kimseye yandaşlık etmeden laik Cumhuriyeti cesurca savundu.

Suikasttan iki gün önce yazdığı "İmam-Subay" başlıklı yazısında TBMM'de kabul edilen yasayla harp okullarına giriş koşullarında değişiklik yapılarak imam hatip mezunlarına da bu yolun açılmasını eleştirmişti.

"İmam hatiplilerin harp okullarına girmelerini isteyen 'Atatürk'