İyi izlemeler, iyi uykular!

etelerin cirit attığı, uyuşturucu sarmalının her yeri sardığı, sokaklarda çocukların birbirini öldürdüğü, her çeşit dolandırıcılığın tavan yaptığı, aile içi şiddetin her gün can aldığı, kimsenin yaşam güvencesinin kalmadığı, hukukun yerle bir edildiği bir ülkedir artık Türkiye.

Adına "yeni Türkiye" diyorlar, AKP öncesinde iyi olan ne varsa yok ediyorlar. Bunlardan biri de bir zamanlar ailece keyifle izlenebilen güzel TV dizileri...

Bu yazıyı yazabilmek için bir süredir TV dizilerinde neyin nasıl anlatıldığına baktım. Televizyonu hayatının merkezine koyanlardan değilim ama Türkiye'de milyonlarca insanın televizyonla yoğun bir ilişkisinin olduğunu biliyorum.

Kuşkusuz bunun en önemli nedenlerinin başında, alım gücü tarihin en düşük seviyesine indirilen emekçinin sosyal hayatının da evin içine hapsedilmesi geliyor. Ekonomik durumu biraz daha iyi olanlar, ücretli dijital platformlara üye olarak farklı seçenekler bulabiliyor ama Türkiye'de nüfusun çok büyük bir kesimi, ulusal düzeyde yayın yapan kanalların yaydığı karanlığa maruz kalıyor.

NASIL BİR KARANLIK

Koyu bir karanlık!

Öncelikle dizilerin çoğu yalılarda geçiyor. Sanırsınız Türkiye'de bu ultra zengin yaşam tarzı çok geniş bir nüfusu kapsıyor. Kadınlar genellikle zengin erkek peşinde koşan, bol estetikli, evde her an sahneye çıkacakmış gibi aşırı süslenmiş bir halde gezen karakterler.

Aynı erkek için sürekli birkaç kadın birbirine giriyor. Bu yüzden entrikalar çevriliyor. Bunlar arasında en bilineni, sahte gebelik yani gebe olmadığı halde istediği erkeği elde etmek için gebe olduğu yalanını atmak ya da başkasından gebe kalıp aklındaki erkeği "Bebek senden" diye kandırmak!

Bu entrika için kadına yardım edecek bir doktor da mutlaka bulunuyor. Hemen her dizide bu var. Senaristler birbirini mi taklit ediyor yoksa gerçek dünyada da bu ahlaksızlık bu kadar yaygın mı dersiniz

Dizilerin dikkat çeken bir diğer yanı, aşırı dozda şiddet içermesi. Mafya ve aşiret dizileri, bir hastalık gibi sarmış bu sektörü. Belinde tabancasız gezmeyen karakterlere, önüne geleni gözünü kırpmadan öldüren ağalara hayranlık mı duyuluyor

SİYASAL İSLAMIN DİZİ SEKTÖRÜNE ETKİSİ

AKP döneminde siyasal İslam bir karabasan gibi Türkiye'nin üzerine çökerken dizi sektörüne de bunun gölgesi düştü. Görünürde hem laikleri hem de "muhafazakârları" iyi ve kötü yanlarıyla yansıtıyorlardı ama aslında yaptıkları, tarikatları "meşrulaştırma" işlevini görmekti. ünkü gerçekte bu ülkede laiklerin dindarlarla sorunu yok; asıl sorunu yaratan, 1925'te devrim kanunu ile kapatılmalarına karşın siyasi çıkar ve oy avcılığı yüzünden göz yumulan tarikatlar ve cemaatler!