İnsan-köpek dostluğuna dair en eski kanıtlar Türkiye'den...

15 bin 800 yıl önce Karaman'da köpekler özenle gömülüyken, bugün aynı topraklarda zehirleniyorlar—bu trajedi insanlığın ne kadar geriye düştüğünü göstermiyor mu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, 2024'te çıkarılan 7527 sayılı yasayla başlatılan sokak köpekleri toplama operasyonunun milyonlarca canın ölümüne yol açtığını iddia ediyor. Barınak kapasitesi (105 bin) ve gerçek toplanan hayvan sayısı (3 milyon) arasındaki muazzam fark, yazarı yasanın gerçek amacı ve sonucunun katliama dönüştüğü sonucuna götürüyor. Pınarbaşı'daki 15.800 yıllık arkeolojik bulgu ise insanın eski dostuna gösterdiği özenin, bugünün zalimliğiyle ne kadar tezat olduğunu vurgulıyor—ancak bu arkeolojik delil, günümüz politikasının sorumluluğunu tam olarak kanıtlamaya yeterli midir?

Yazımın son kısmında yer verdiğim araştırma ve günümüzde yaşananlar trajik bir karşıtlık içeriyor. ünkü e-posta kutum Türkiye'nin dört bir yanındaki hayvan katliamlarına dair ihbarlarla dolup taşıyor.

22 yıl önce Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde ülkenin ilk Hayvanları Koruma Yasası'nı çıkaran ama bu yasanın belediyelere yüklediği sorumlulukların yerine getirilmemesi karşısında gereken yaptırım kararlarını almayan iktidar, sonunda kendi çıkardığı yasayı kaldırıp attı.

2024'te TBMM'den geçen 7527 sayılı yasayla birlikte birçok yerde mahallelinin bakımını üstlendiği köpekler bile toplanmaya başladı.

İçişleri Bakanı Mustafa iftçi, bu ay başında sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 75'inin toplatıldığını duyurarak her 4 hayvandan 3'ünün barınaklarda güvenli bir şekilde yaşadığını söyledi. Bu haber medyaya "Sokak Hayvanları Sorunu Sonunda özülüyor" başlığı ile servis edildi.

İDDİA ETTİKLERİ MİLYONLARCA KÖPEĞE NE OLDU

İktidar mensupları, toplumdaki algıyı etkilemek için yasayı çıkarmadan önce toplam 4 milyona yakın sahipsiz köpek olduğunu söylüyordu. Bu durumda iftçi'nin hesabına göre 3 milyon köpeğin toplatılıp barınaklara alınmış olması gerek. Bu doğru olabilir mi Hayır!

Belediyelere ait barınakların kapasitesi ortada. 2025 yılı verilerine göre, 1111 belediyeden 273'ünün barınağı mevcut, toplam kapasite 105 bin kadar.

Bir de belediye barınaklarının dışında "doğal yaşam alanı" denilerek ormanların ortasında oluşturulan hayvan hapishaneleri var. Fakat bunlarla ilgili net kapasite bilgisi bulunmadığından ciddi bir kuşku söz konusu.

Toplanan köpeklerin bazılarının o alanlara alındığını düşünsek bile, onca hayvanın barındırılması olanaksız. Demek ki önemli bir kısmı da katliam görüntülerinin ve aylardır ortaya çıkan toplu mezarların belgelediği gibi öldürüldü. Bilime ve vicdana aykırı bir şekilde yasaya "ötanazi" ifadesinin sokulmasının nedeni de buydu!

SONU VAHŞET OLDU...

Oysa hayvan hakları savunucuları olarak yıllarca belediyelerin hayvan rehabilitasyon merkezlerinin kapasitesinin sınırlı olduğunu anlattık. Sahipsiz hayvanların istifleneceği o tesislerde katliam yaşanacağı konusunda uyardık.

Dinlemediler! Umursamadılar!

Tahmin ettiğimiz her şey oldu!

Hastalık, bakımsızlık ve stres sonucunda, en önemlisi de toplumda köpürtülen köpek nefreti yüzünden sayısı bilinemeyecek kadar çok can yok edildi.

Zehirlendiler, dövüldüler, daracık kafeslerde işkence gördüler, açlıktan birbirlerine saldırmaları izlendi, pislik içinde bırakıldılar, halatlarla ağaçlara asıldılar!

ON BİNLERCE YILIN GERİSİNE DÜŞEN İNSANLIK...