Engels'in 181 yıl önceki tespiti ve NATO ablukası!

Ankara'yı abluka altına aldılar.

NATO toplantısı için aralarında TEMA Ankara İl Temsilcisi Nevzat Özer ve gönüllülerinin de olduğu yüzlerce kişiyi somut delil göstermeden gözaltına alıp tutukladılar, birçok ilde eylem ve basın açıklaması yasağı koydular.

Yurtdışından gelen nüfuzlu konuklarına göstermekten utandıkları gecekondu mahallelerini bariyerlerin ardına gizlediler. Derin yoksulluğun izlerini silmek için devlet başkanlarının ve üst düzey bürokratların geçeceği yollara asfalt döşediler, yol boyunca reklam panoları yerleştirip kentteki yoksulluğun izlerini makyajla yok ettiler.

Katılımcıların göz zevki bozulmasın diye onların geçeceği güzergâhlardaki mazgalları yol seviyesine indirdiler, binaların dış cephesini ücretsiz boyadılar, yol ve peyzaj düzenlemeleri yaptılar.

Ankara Valisi, 52 bin sahipsiz hayvanın toplatılarak barınaklara kapatıldığını ilan etti.

ABD Büyükelçiliği'nin yoluna "antik görünümlü" vazolar bile yerleştirdiler...

Görüntü kirliliği oluşturduğunu düşündükleri her şeyi paravanların ardına gizlediler çünkü asıl saklamak istedikleri, kapitalizmin ezdiği, açlıkla sınanan yoksullardı!

19. YÜZYILDAN 21. YÜZYILA AYNI SÖMÜRÜ MAKYAJI

20. yüzyılda emperyalizme karşı muazzam bir halk direnişiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'da 2026 yılında yaşanan NATO zulmü tarihe geçti.

Olanlar aklıma Marksist siyaset bilimci Michael Parenti'nin işaret ettiği gerçeği getirdi. Varlıklı kesim, kendisini sınıfsal sömürünün "can sıkıcı" ve "uygunsuz" görüntülerinden soyutlamak için bunu yapıyordu. (Michael Parenti, The Land of Idols, St. Martin Press, 1994, s.104)

Alman sosyalist, filozof, tarihçi ve siyaset bilimci Friedrich Engels'in, 19. yüzyıl Britanya'sına ilişkin önemli tespitleri vardı.

Engels 1845'te burjuvazinin Manchester'da yoksul mahalleleri hiç görmeden yıllarca yaşayabildiğine dikkat çekmişti. Şehir "zenginlerin rahatı" gözetilerek planlanmıştı; bu sayede zenginler, işçi sınıfı bölgelerinin içinden geçen güzergâhları kullanarak şehirdeki işyerlerine gidebiliyor, böylece "yolun her iki yanındaki sefalet ve pisliğe ne kadar yakın olduklarının farkına bile varmıyorlardı." Ana caddeler, "altorta sınıfa" hitap eden dükkân sıralarıyla bu sefaleti ustaca gizliyordu.